Windows’tan Mobil Çıkarma
Microsoft, İşletim Sistemleri Piyasasında Dünya Genelinde Yüzde 95 Gibi Ezici Bir Paya Sahip.
Microsoft, işletim sistemleri piyasasında dünya genelinde yüzde 95 gibi ezici bir paya sahip. Ancak Microsoft, Windows’un başarısını başta mobil cihazlar olmak üzere diğer platformlara da taşımayı hedefliyor.
2009 yılı sonunda Microsoft’ta Mali işler Koordinatörü olarak göreve başlayan Peter Klein, “Kullanıcı her cihaza Windows 7′yi kurmak istiyor” diyerek Windows 7′nin mobil sürümünün hazırlıklarının yapıldığı sinyalini vermiş oldu.
Windows 7, henüz ekim ayında piyasaya çıkmasına rağmen Microsoft’a rekor ciro ve kazanç sağladı. Microsoft yetkilisi Peter Klein, 2009′un son çeyreğinde yüzde 14′lük artışla 19 milyar dolar ciro elde ettiklerini, net kârın ise yüzde 60′lık artışla 6,7 milyar doları bulduğunu söyledi.
Microsoft, Windows 7′yi Ekim ayı sonunda piyasaya sürmekle doğru bir zamanlama yaptı. Bir yandan Batılı ülkelerde Noel alışverişi furyasından yararlanırken, diğer taraftan kriz nedeniyle bilgisayar harcamalarını uzun süredir donduran işletmelere yeni işletim sistemine geçiş fırsatı tanındı.
Vista ile hüsran yaşayan Microsoft, Windows 7′den birkaç ay içinde 60 milyondan fazla sattı. 2009′un son çeyreğinde Microsoft’un cirosunun üçte birini, net kârın ise üçte ikisini Windows 7 sağladı. Windows 7′nin çıkışına karşılık kurumsal kullanıcı için hazırlanan ürünlerin satışında beklenen hedeflere varılamadı.
Online’da hüsran
Küçük ve orta ölçekli şirketlere yazılım pazarında Oracle ve SAP’nin gerisinde kalındı. Diğer yandan Microsoft’un önemli ürünlerinden Office de birçok kullanıcının ücretsiz Open Office’i tercih etmesi nedeniyle umulan geliri elde edemedi.
Microsoft, x-box ürünüyle oyunda ve kurumsal kullanıcıya dönük server satışında elde ettiği başarıyı online piyasasında tekrarlayamadı; Yahoo ortaklığıyla kurulan Bing arama motoru henüz Google’ın oldukça gerisinden gidiyor.
resimli şiirler
30 Ocak 2010 Yazan basak
Kategori Şiir Ve Güzel Sözler







Uykusuzluk beyni küçültüyor

Düzenli olarak uykusuzluk sorunu yaşayanların, hafızayı kontrol eden beyin kortesinde küçülme görülebileceği ortaya kondu.
Kronik uykusuzluğun, hafıza formasyonunda etkili olan beyin korteksinde küçülmeye neden olabileceği bildirildi.
İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, Hollanda’daki Nörolojik Bilimler Enstitüsü’nde görev yapan bir grup bilim adamı, kronik uykusuzluk hastalarının beyinlerinin sol tarafındaki gri madde miktarının, bu tür bir sorunu olmayanlara nazaran daha az olduğunu tespit etti.
Uzmanlar, uykusuzluk sorunu arttıkça merkezi sinir sisteminin ana içeriği olan gri maddenin miktarının azaldığını da gözlemledi.
Şimdiye kadar bu durumun sadece post travmatik stres bozukluğu gibi ağır depresyon hastalarında görüldüğünün düşünüldüğünü belirten bilim adamları, bu bulguların ışığında uykusuzluk sorununa daha fazla özen gösterileceğini umduklarını söyledi.
Öğretmenlere Müjde

Milli Eğitim Bakanlığı Şubat Ayında Ataması Yapılamayan Öğretmenlerin Sesini Duydu.
şubat ayında yapmayacağını ilan ettiği öğretmen atamasını haziran ayına kaydırdı. Şubatta atama bekleyen öğretmen adaylarının yoğun tepkisini dikkate alan bakanlık, bu yıl bir kere ve ağustos ayında yapacağını duyurduğu öğretmen atamasının 10 binini haziran ayında gerçekleştirecek.
Böylece şubat ayında atama yapılacağını düşünerek aralıktaki atamalara başvurmayan ve Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) süresi temmuz ayında dolacak olan öğretmen adaylarının mağduriyeti telafi edilecek. Her yıl şubat ayında atama yapıldığını dikkate alarak kendilerini ayarlayan öğretmen adayları aralık sonunda, ‘şubat ayında atama yapılmayacağının’ açıklanması üzerine bakanlığa tepki göstermişti.
Genel anlamda yılda bir defa atama yapılmasına karşı olmayan öğretmen adayları, ancak açıklamanın geç yapılması nedeniyle bu şubat ayında ‘verilmiş bir hakkın alınmaması için’ son bir kez atama yapılmasını istiyordu. Bakanlık ise ‘eğitim öğretimin aksamaması’ için 2010 yılı Şubat ayında atama yapılmayacağını, atamaların artık bir kez ve ağustos ayında gerçekleştirileceğini duyurmuştu.
YENi MEZUNLAR TEPKiLi
Haziran ayı sonunda yapılacak atamalar için başvurular yine haziran ayında alınacak. Yüksek puanlı adayların geçen seneki atamalarda görevlerine başlamış olmaları nedeniyle haziranda yapılacak atamada puanlar önemli oranda düşecek. Bu duruma ise bu sene mezun olacak öğretmen adayları tepkili. Temmuz ayında yapılacak KPSS’ye hazırlandıklarını ve yeni mezun olacaklarını dile getiren adaylar, ‘Öğretmen ataması bir kez ve ağustos ayında yapılmalı. Puanı yüksek olan da atanmalı. Birkaç kez atama yapılınca puanı çok düşük olanlar çok iyi yerlere atanıyor’ dedi.
Sözleşmeli öğretmene acil çözüm
CHP istanbul Milletvekili Nur Serter, ‘AKP, milli eğitim tarihine öğretmen zulmüyle geçmek istemiyorsa, sözleşmeli öğretmenlerimizin sorununu acilen çözmek zorundadır’ dedi. Serter, sözleşmeli öğretmenlerin sorunlarına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Ataması yapılmayan 250 bini aşkın öğretmenin umutlarının sürekli ertelendiğini ifade eden Serter, sözleşmeli öğretmenlere ise 2008′den bu yana 3 kez verilen kadro sözünün tutulmadığını söyledi.
Serter, sözleşmeli öğretmelerin, ‘aile bütünlüğünün sağlanması için eş durumundan il emrine tayin hakkını elde edebilmek’ amacıyla uzun bir süreden beri mücadele verdiğini dile getirerek, aile bütünlüğünün sağlanmasının, devletin, en temel görevleri arasında bulunduğunu, Anayasada da teminat altına alındığını belirtti.
EMEKLi OLAN EĞiTiMCi SAYıSı AZALDı
Bütçe Kanunu’na göre 2010′da devlete toplam 21 bin memur kadrosu verildi. Milli Eğitim ise 21 bin toplam kadronun 20 binine talip oldu. Ancak her yıl toplam kadronun yarısının Milli Eğitim’e verildiği, kalanının ise tüm kamu kurumlarına paylaştırıldığı dikkate alındığında bu yıl MEB’e 21 bin kadronun 10 bininin verilmesi bekleniyor. Bu arada her yıl 17-18 bin civarında öğretmen emekli olurken geçen sene bu sayı 10 binde kaldı. Bu durum bakanlığa 5 bin kadro sağladı. Böylece MEB’in 2010 yılında yapabileceği atama sayısı 15 bin civarında olacak.
Futbol’da Bir İlk
Arsenal – Manchester United Maçı, Televizyondan 3 Boyutlu Olarak Canlı Yayınlanan İlk Spor Karşılaşması Olacak
İngiltere Premier Lig’de bu hafta sonunda yapılacak Arsenal-Manchester United maçı, televizyondan 3 boyutlu olarak canlı yayınlanan ilk spor karşılaşması olacak.
Uzun süredir 3 boyutlu yayınlar üzerinde çalışan İngiliz Sky Sports kanalı, pazar günü oynanacak maçı 3 boyutlu olarak canlı yayınlayacağını açıkladı.
Kanalın açıklamasında, daha önce İngiltere ve ABD’de kapalı devre olarak 3 boyutlu yayınlar yapıldığı, ancak Arsenal-Manchester United maçının İngiltere ve İrlanda’da seçilen barlardaki dekoderler aracılığıyla normal uydu sistemi üzerinden izlenebileceği belirtildi.
Açıklamaya göre, futbolseverler seçilen 9 ”pub”da, özel gözlükleri takarak bu maçı 3 boyutlu ve canlı izleyebilecek.
ABD’de de spor karşılaşmalarının canlı yayınında üç boyut hizmetine ESPN’in Dünya Kupası yayınlarıyla Haziran ayında geçilmesi bekleniyor. Böylece ilk kez bir futbol maçı üç boyutlu olarak izlenmiş olacak. Fanatiklerin heyecanla beklediği hizmetin kısa bir süre içinde tüm dünya genelinde yaygın hale gelmesi bekleniyor.
Gazetecilerden Balyoz

Balyoz Darbe Planında Tutuklanacaklar Listesinde Olan Gazeteciler, Planı Hazırlayanlar Hakkında Suç Duyurusunda Bulundu.
Balyoz darbe planında tutuklanacaklar listesinde yer alan gazeteciler, planı hazırlayanlar hakkında suç duyurusunda bulundu. Cevahir Otel’de konuyla ilgili basın toplantısı düzenleyen gazeteciler, ardından suç duyurusu dilekçelerini teslim etmek üzere Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi savcılığına gitti. Toplantıya Genç Siviller de, “İpekçi, Mumcu, Dink bir daha asla”, “Andıç bir daha asla”, “Balyoz bir daha asla” yazılı dövizlerle destek verdi.
Taraf gazetesinde yer alan haberle gündeme gelen Balyoz darbe planında tutuklanacak gazeteciler olarak gösterilen 37 gazeteciden 28′i, planı hazırlayanlar hakkında suç duyurusunda bulundu. Gazeteciler, suç duyurusu öncesi Cevahir Otel’de basın toplantısı düzenledi. Gazeteciler adına basın açıklamasını Sabah gazetesi köşe yazarı Nazlı Ilıcak yaptı. Türkiye’nin uzun yıllardan beri askeri darbelere maruz kalan bir ülke olduğunu hazırlatan Nazlı Ilıcak, Taraf gazetesinin yayınlandığı haberle, harp oyunu adı altında gizlenen ayrıntılı bir darbe planının ortaya çıkarıldığını iddia etti. Sözde harp oyununda, gazetecilerin tutuklanacaklar ve faydalanılacaklar diye tasnif edildiğini dile getiren Ilıcak, özellikle parlamentoda temsil edilen siyasi partileri harekete çağırdı. Parlamentoların darbe eğilimin önünü kesmesi için yapması gerekenleri sıralayan Ilıcak, EMASYA Protokolünün iptal edilmesi gerektiğini söyledi.
Anayasa’nın 145. maddesine farklı yorumlara sebebiyet vermeyecek şekilde netlik kazandırılması gerektiğini vurgulayan Ilıcak, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Askeri Yargıtay’ın kaldırılması gerektiğini söyledi. İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinin iptal edilmesi ve ‘Cumhuriyeti korumak ve kollamak’ tanımının yanlış değerlendirilmesinin sonlandırılması gerektiğini aktaran Ilıcak, konuyla ilgili Meclis Araştırma Komisyonu’nun kurulup, Meclis’in konuya bir an önce el koyması gerektiğini dile getirdi.
Tutuklanacaklar listesinde adı yer alan gazeteciler, ardından şikayet dilekçelerini iletmek üzere Beşiktaş’taki özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’ne gitti.
Dilekçe’de, Balyoz harekat planını hazırlayanların Türk Ceza Kanunu’nun 309, 311 ve 312′nci maddelerini ihlal ettikleri belirtilerek şöyle denildi: “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni, TBMM’yi ve hükümeti ortadan kaldırmaya ya da engellemeye teşebbüs suçunu işlerken 37 gazetecinin tutuklanacağını belirtmişlerdir. Darbe suçundan etkilenecek gazeteciler sıfatıyla bu suç duyurusunu yapıyoruz”
FAYDALANILACAK GAZETECİLER DE SUÇ DUYURUSNA DAVET EDİLDİ
Basın toplantısının ardından suç duyurusunu imzalayan gazeteciler soruları cevapladı. Basın mensuplarının “Faydalanılacaklar listesinde yer alanlar arasından sizinle irtibata geçip ‘biz de katılmak istiyoruz’ diyenler oldu mu?” şeklindeki soru üzerine Nazlı Ilıcak, zaman darlığından dolayı diğer listede yer alan 137 gazeteciyle irtibata geçemediklerini ifade etti. Ilıcak ancak buradan kendilerine açık davette bulunduklarını ve isterlerse bu suç duyurusuna katılabileceklerini ifade etti.
Ardından söz alan Cengiz Çandar, tutuklanacaklar listesinde yer alan gazetecilerin haricinde faydalanılacaklar listesinde yer alan bazı gazetecilerin bu konuda asıl mağdur olduğunu vurguladı. Çandar, “137 kişilik faydalanılacaklar listesini kirli planın asıl mağdurları olarak görüyoruz. Bu ayrımı yapanların yapılanların hukuki sorumluluğunu da üstlenmesi gerekiyor. Bazı gazeteciler malum durdukları yerden dolayı mağdur olmamıştır ancak, bu listede yer alan 137 kişiden bazıları da tepki gösterdiler. Biz buradan onların da katkısını bekliyoruz. Bu onlara açık bir tekliftir.” şeklinde konuştu.
DUMANLI: ARTIK MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR
Türkiye’de son dönemde yaşanan olayların artık göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaştığını vurgulayan Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, “Malesef durum bu. Son birkaç senedir gördüğümüz Sauna, Eryaman, Ergenekon çetesi, AKP ve Gülen’i bitirme planı, Kafes Eylem Planı, Hrant Dink cinayeti, Malatya’daki insanlara karşı işlenmiş cinayet, Trabzon’da işlenmiş cinayet. Bu bir süreç, buna herkes ama herkes karşı olmak zorunda. Bunu yokmuş gibi farz etmek de doğru değil. Türk Silahlı Kuvvetleri gibi ağır suçlamalarda resmi makamların da mutlaka adım atması lazım. Andıçlar, eylem planları, darbe planları, silahlar, bombalar çıkıyor harekete geçilmiyor. Maalesef Türkiye ciddi bir tehlike ile karşı karşıyadır. Türk demokrasisi ciddi bir tehlike ile karşı karşıyadır.” diye konuştu.
HÜSEYİN GÜLERCE: CUNTACILAR CAMİYE BOMBA KOYDURUR MU? EVET KOYDURUR
Basın toplantısına katılan gazetecilerin ortak noktalarının TSK içinde yer alan cunta yapılanmasına rahatsızlık vermesi olduğunu aktaran Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce, TSK ile cunta ayrımının yapılması gerektiğini söyledi. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un ‘Balyoz Darbe Planı’ iddialarıyla ilgili “Allah Allah diye taarruz eden bir ordu camilere bomba atar mı?” şeklindeki sözüne göndermede bulunan Gülerce, “İnançları, düşünceleri, fikriyatları farklı farklı ama aynı listede yer almışız. Bu bizim demokrat duruşumuz, cuntalara karşı duruşumuzdan kaynaklanıyor. Elbette ki ordu bizim ordumuzdur. “Allah Allah” diye hücum eden ordudur ve camiye bomba koymaz. Fakat biz ordudan bahsetmiyoruz, ordunun içersinde en az 60 seneden beri TSK’yı da yıpratan ve orduyla milletin arasını açan cuntacılardan bahsediyoruz. Soruyu şöyle sormamız lazım. ‘Cuntacılar camiye bomba koydurur mu?’ ‘evet koydurur. Çünkü aynı cuntacılar milletin seçtiği Başbakan’ı ve iki bakanını astılar.” dedi.
Bu konuda asıl sorunun medyanın böyle vahim iddialara ortak hassasiyet göstermemesi olduğuna işaret eden Star Gazetesi Yazarı Mehmet Altan şöyle konuştu: “İddianame yayınlandığında medyanın bir bölümü inanılmaz bir sessizliğe büründü. Dün Poyrazköy iddianamesine dahil edildi. Haberciliği esas alıp gazetecilik ilkeleri tarafından hareket edildiğinde böyle ayırımlar ortadan kalkar. Türk medyası habercilik ilkeleri açısından hareket ediyor mu önemli olan bu. ” şeklinde konuştu.
Toplantıya Genç Siviller de, “İpekçi, Mumcu, Dink bir daha asla”, “Andıç bir daha asla”, “Balyoz bir daha asla” yazılı dövizlerle destek verdi.
Basın toplantısının ardından Nazlı Ilıcak, suç duyurusuna imza atan gazeteciler adına dilekçeyi vermek için Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne gitti.
Balyoz Darbe Planı ile ilgili suç duyurusunda imzası bulunan 28 gazeteci şunlar, Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan, Abdurrahman Dilipak, Ahmet Taşgetiren, Ali İhsan Karahasanoğlu, Cengiz Çandar, Ekrem Dumanlı, Hasan Celal Güzel, Hidayet Karaca, Hüseyin Gülerce, Mustafa Karaalioğlu, Perihan Mağden, Akif Emre, Hasan Karakaya, Kazım Güleçyüz, Mehmet Ocaktan, Nuh Gönültaş, Sibel Eraslan, Sadık Albayrak, Yavuz Bahadıroğlu, Emre Aköz, Serdar Arseven, Mustafa Erdoğan, Etyen Mahçupyan, Gülay Göktürk, Ali Bayramoğlu, Murat Belge, Abdullah Aymaz.
Önce Bomba Sonra Bar

Timuroğlu, Cumhuriyet’e Arslan’la Birlikte Bomba Attıktan Sonra Namaz Kılıp Ardından Bara Gittiklerini Söyledi.
Danıştay saldırısı davasının tutuklu sanığı Erhan Timuroğlu, Cumhuriyet gazetesine Alparslan Arslan’la birlikte el bombası attıktan sonra bir camide namaz kılıp ardından Co Co Bar’a gittiklerini söyledi. Timuroğlu, hemen hemen hergün CoCo Bar’a takıldıklarını sözlerine ekledi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Birleştirilen Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında tutuklu sanık Erhan Timuroğlu, kısa bir savunma yaptı. Savunmasında hiçbir ayrıntıya değinmeyen ve 5-10 dakika gibi kısa bir sürede savunmasını tamamlayan Timuroğlu’nun soruşturma aşamasında Emniyet Müdürlüğü’nde verdiği ifadesi Başkan Köksal Şengün tarafından okundu.
Sanık Timuroğlu, Cumhuriyet gazetesi bahçesine 3. kez bomba atılması olayıyla ilgili, “Osman Yıldırım o gün telaşla beni arayarak Mecidiyeköy’de buluşalım dedi. Ben de İbrahim Genç parasını vermediği için onun yazıhanesine gidelim diye çağırdığını düşündüm. Buluşma noktasına gittiğimde önce Alparslan Arslan geldi. Ardından da Osman ile İsmail geldi. Alparslan, ‘Benimle misiniz?’ diye sordu. İyi bir arkadaştı. Tek başına gönderirsek ve başına bir iş gelirse çok üzülürüm diye beraber gitmeyi kabul ettim. İsmail de bizimle geldi. Osman orada kaldı. Alparslan, İsmail’e bir başörtüsü verdi ve bahçeye atarsın dedi. Taksiyle gazetenin yakınlarına gittik. Alparslan, Allah-u Ekber deyip hukuk dilinde benim anlamadığım bir şeyler söyleyerek el bombasını attı. Hemen ardından da ikimiz birlikte kaçtık. İsmail de farklı bir tarafa doğru kaçtı. Uzaklaştıktan sonra Alparslan ile ben bir camiye girerek namaz kıldık, ardından da CoCo bara gittik.” diye konuştu. Timuroğlu, hemen hemen hergün CoCo Bar’a takıldıklarını sözlerine ekledi.
Sanık Timuroğlu, Danıştay suikasti konusuyla ilgili de, “Osman Yıldırım, Tekin ve İsmail’in parasını vermemişti. Hatta İsmail, onu bu nedenle ayaklarından vuracağını söyledi. Osman ile bir araya geldiğimizde yanında Alparslan Arslan da vardı. Osman vaad ettiği parayı birinden almak için Ankara’ya gitmeyi önerdi. Biz de beraber Ankara’ya gittik. Danıştay konusu filan geçmedi. Sadece bir avukatlık işi olduğunu ve para alacağını söyledi. Ankara’ya gittiklerinde Alparslan ile Ankara’yı gezdik. Bir ara işi olduğunu söyleyip arabanın anahtarını verdi. İki gün sonra da Osman, ‘Bu adam başını belaya soktu.’ diyerek bizi otobüse bindirip İstanbul’a gönderdi. Kendisi de bir avukatlık işi olduğunu, hallettikten sonra geleceğini söyledi.” şeklinde savunma yaptı.
Somali’de Korsan Avı
Avrupa Birliği’nin Somali’de Korsanlarla Mücadele Eden Deniz Gücünün İngiliz Komutanı Albay Paul Chivers, Somali Açıklarında Halen 9 Geminin ve Toplam 230 Mürettebatın Korsanların Elinde Olduğunu Belirtti.
Avrupa Birliği’nin Somali’de korsanlarla mücadele eden deniz gücünün İngiliz komutanı Albay Paul Chivers, Somali açıklarında halen 9 geminin ve toplam 230 mürettebatın korsanların elinde olduğunu belirtti.
EUNAVFOR’un komutanı Chivers, BM’de düzenlenen basın toplantısında, 2008 yılının sonunda kurulan EUNAVFOR’un Somali açıklarından geçen gemilere koruma sağladığını ve ticaret gemilerinin kendilerine kayıt yaptırması gerektiğini kaydetti.
Somali açıklarından geçen gemilerin yüzde 75′inin kendilerinden koruma istediğini anlatan Chivers, son dönemde bölgede korsan faaliyetlerinin arttığını da vurguladı.
”Somali açıklarında korsanların gemileri alıkoyma yönündeki eylemlerinde artışa rağmen, korsanlar son dönemde çok daha az oranda bu eylemlerinde başarılı olabiliyorlar” diyen Albay Chivers, bu kapsamda önemli bir görev yaptıklarını, yakaladıkları korsanları da Kenya ile yaptıkları anlaşma gereği bu ülkedeki mahkemelere yargılanmak üzere teslim ettiklerini söyledi.
Chivers, herhangi bir gemiyi ele geçiren korsanların en az 6 hafta boyunca gemiyi ellerinde tuttuklarını ve fidye istediklerini anlatan Chivers, bu tür görüşmeler sırasında güvenlik açısından araya girmediklerini de belirtti.
Bu arada BM Güvenlik Konseyi, Somali’de görev yapan Afrika Birliği Misyonu’nun (AMISOM) görev süresini bir yıllığına uzattı
Genç yönetmen komada
Kurtlar Vadisi Irak, Zerda, Aliye, Bir İstanbul Masalı, Asmalı Konak, Baba Evi gibi dizilerin reji ekiplerinde gösterdiği performansla sinema ve dizi dünyasının “altın çocuğu” olarak tanınan 34 yaşındaki görüntü yönetmeni Kenan Erbaş, oyuncu sevgilisi Merve Tasdan ile birlikte gittiği Macaristan’da beyin kanaması geçirerek komaya girdi.
Sabah‘ın haberine göre Erbaş, 4 gün önce şiddetli baş ağrısı şikâyetiyle Szent İmre Korhaz Hastanesi’ne başvurdu. Genç yönetmenin durumunu ciddi gören doktorlar hemen tomografi çekti. Erbaş’ın beyninde ağır bir kanama teşhis edilmesinden kısa süre sonra acil serviste bayılıp düşmesi üzerine hemen ilk müdahale yapıldı.
Ardından hastanenin yoğun bakımına kaldırılıp solunum makinesine bağlanan Erbaş’ın derin koma hali 4 gündür sürüyor. Macar doktorlar tıbbın tüm imkânlarını kullandıkları halde 34 yaşındaki yönetmenin durumunun hâlâ çok ağır, kurtulmasının mucizelere bağlı olduğunu söylüyor. Yönetmen Erbaş’ın ağabeyi Sinan Erbaş da haberi alır almaz Budapeşte’ye gitti.
DOKTORLAR BAKIŞLARINDAN ANLADI
Bir süredir Erbaş’la birlikte Macaristan’da yaşayan oyuncu kız arkadaşı Merve Tasdan olayı şöyle anlattı:
“Hiçbir şeyi yoktu. Son derece sağlıklıydı. Aniden yüzü kızardı, başı feci şekilde ağrımaya başladı. Midesi de bulanıyordu. İlaçla filan geçmeyince Budapeşte’nin en büyük hastanesine gittik. Doktorlar bakışlarından ciddi bir durum olduğunu anlayıp hemen harekete geçtiler. Yüksek tansiyona bağlı olması muhtemel bir beyin kanamasından ya da anevrizmadan söz ediliyor. Derin komada uyumasına rağmen yanına girmeme izin verdiklerinde kalp atışlarının 90′dan 120′ye çıkması bir ümit ışığı. Yani beni duyuyor, algılıyor” diye açıklama yaptı.
Başarılı yönetmenin ani rahatsızlığı özellikle dizi setlerine bomba gibi düştü. Birinci asistanlıklarını yaptığı ünlü yönetmenler Çağan Irmak, Kudret Sabancı, Serdar Akar çekimlere ara verip arkadaşlarının durumunu öğrenmek için her türlü imkânı kullanırken, ağabey Sinan Erbaş durumu ailesine açıklamak üzere dün İstanbul‘a döndü.
Baş ağrısını tetikleyen yiyecekler

Migreni tetikleyen gıdalar, kişiye özel bir antikor testi ile belirleniyor.
Listede baharatlar, kuruyemiş, deniz ürünleri, bazı sebze ve meyveler başı çekiyor
Türkiye’de genel popülasyonda yüzde 16.4 oranında görülen migrenin, kadınlarda görülme sıklığı yüzde 24.6’lara kadar çıkıyor. Migreni tetikleyen faktörler ise, kişiden kişiye değişiyor. Başlıca tetikleyiciler arasında stres, rüzgar, açlık, uykusuzluk, parlak ışık, sigara dumanı, kokular, fazla uyku kadar bazı besinler de başı çekiyor. Ancak ‘kırmızı şarap’ dışındaki tetikleyici gıdalar, hastalar tarafından net ayırt edilemiyor.
Migren tetikleyecileri arasında gıdaların rolünü yüzde 11.4 olarak belirleyen Türkiye Migren Prevelans Çalışması’nın ardından yapılan yeni bir çalışma, migren ataklarında tetikleyici gıdaların etkisini ortaya koydu. Araştırmada, migren teşhisi için geliştirilen bir antikor testiyle, 266 gıdaya karşı hastaların antikor düzeyleri ölçüldü. Bu çalışma için iki ayrı diyet reçetesi oluşturuldu.
Hastaların etkilendiği gıdalar ölçü alınarak, kişiye özel gıdalar içeren ‘provokasyon diyeti’ ve bunlardan arınmış ‘eliminasyon diyeti’ adında beslenme reçeteleri hazırlandı. Altı hafta boyunca bu reçeteler hastalara uygulandı. Sonuçlara bakıldığında, ‘eliminasyon diyeti’ sırasında atak sıklığı, baş ağrılı gün sayısı, baş ağrısı için kullanılan ilaç sayısında anlamlı bir düşüş belirlendi. Araştırmaya göre, hastaların yarısında ağrılı gün sayısının azaldığı, migren atak sayısının ise yüzde 30 düştüğü görüldü.
Dünyada ilk çalışma
Türk Nöroloji Derneği Baş Ağrısı Çalışma Grubu üyesi ve Türkiye Nörolojik Bilimler Vakfı İkinci Başkanı Prof. Dr. Mustafa Ertaş, önümüzdeki günlerde yayınlayacakları çalışma hakkında şunları söyledi: “Migrenli hastanın kanından 266 gıdaya karşı duyarlılığını araştırdık. Yüksek ve düşük pozitifliği bulunan gıdaları farklı zamanlarda verip, karşılaştırdık. Hastaların yarısına duyarlı olduğu gıdaları verdik. Diğer yarısında ise o gıdaları azalttık. Altı hafta sonra hastaları iki haftalık dinlenme sürecine aldık ve gruplar yer değiştirdi. Çalışma sırasında, ne hasta ne de onu izleyen hekim, hastanın duyarlı olduğu besinleri bilmiyordu. Sonunda riskli gıdaları verdiğimizde her iki grupta da migren atakları arttı, kısıtladığımızda ise çok azaldı. Bu çalışma bize bu tip bir testle saptadığımız gıdaları kısıtlarsak atakların azalacağını kanıtladı.”
MİGRENİ TETİKLEYEN YİYECEKLER (PUANLAMA 30 ÜZERİNDEN)
Baharatlar : 27
Çekİrdek, fındık, ceviz : 24
Deniz ürünlerİ : 24
Nişasta : 22
Gıda katkıları : 21
Sebzeler : 21
Peynir : 20
Meyveler : 20
Şeker ürünleri : 20
Yumurta : 14
Süt ürünleri : 14
Salatalar : 10
Mantar : 9
Maya : 5
Et : 5
Migrenle ilgili 6 çarpıcı gerçek
- Migrenlilerde ‘taşıt tutma’ sorunu yüksek görülüyor. Taşıt tutmasına migrenlilerde iki kat daha fazla rastlanıyor.
- Migreni olmayanlarla kıyaslandığında migrenlilerde allerji riski 1.5 kat, astım riski ise iki kat fazla.
- Migrenlilerde vertigo (baş dönmesi) riski üç kat daha fazla görülüyor.
- Depresyon riski de 2.5 kat daha çok.
- Felç riski ise 15 kat yüksek.
- Migrenli kişilerin koku duyguları oldukça hassas. Yüzde 80’inde çok güçlü bir koku hissi sözkonusu. Bu kişiler en çok parfümden, boya kokularından ve çamaşır suyu kokusundan rahatsız oluyorlar.
Migrenlilerde felç riski neden yüksek?
‘Aura’ denilen nörolojik belirtiler gösteren migrenlerde, menopoz döneminde kullanılan östrojen ya da doğum kontrol hapı hastanın felç geçirmesine yol açabiliyor. Bu hastaların trombositleri yani pıhtılaşma hücreleri migreni olmayan kişilere göre daha farklı bir özellik gösteriyor. Bu da diğer kişilere göre daha kolay pıhtı oluşturup, damar tıkanıklığına yol açıyor. Bu hastalar sigara içerlerse veya doğum kontrol hapı kullanırlarsa felç riski topluma göre çok artıyor. Bu nedenle tanı konulduktan sonra baş ağrısıyla ilgisiz gibi görünen öğütler veriliyor; “Doğum kontrol hapı kullanmayın, sigara içmeyin yoksa felç geçirebilirsiniz.”


