Sibel Cingi’nin haberi
Kenan İmirzalıoğlu, nam-ı değer Ezel, Mercedes SLS AMG ile köprünün tozunu attırarak ani bir fren yapıyor… Köprü altında duran binlerce Pepsi şişesinin kapağı aynı anda açılıyor.
Pepsi, bu reklam filmini Kapakların altında bu araba var diyerek kapatmak istedi ama olmadı. Mercedesin merkezinden gelen hayır yanıtı firmanın hayallerini suya düşürdü.
Mercedesin 400 bin euro fiyatı bulunan en pahalı aracının promosyon olarak verilmesini istemediği için Pepsinin teklifine hayır dediği belirtiliyor. Mercedesin özellikle üst segment modellerinin çekilişle hediye edilmesine sıcak bakmadığı öğrenildi.
Türkiyede 12 tane satıldı
Türkiyeden bugüne kadar 12 kişi Mercedes SLS AMG satın aldı. Galatasarayın kaptanı Arda Turan da bunlardan biri. Kapıları yukarı doğru açılıp kanat gibi olduğu için martı kanat olarak tanımlanan aracın tanıtımı 2010 yılında Bir kokpit, bir motor, iki kanat. Hâlâ bir otomobil mi? sloganı ile yapıldı.
SLS AMG, 6.3 litrelik V8 motoru kullanıyor ve 571 beygir güç üretiyor. 0-100 kmye 3.8 saniyede çıkan aracın azami hızı ise saatte 317 km. Segmentinin en güçlülerinden biri olan SLS AMGnin iç tasarımı uçaklardan esinlenildi. İçi pilot kabinini andırıyor.
Çekilişlerin baştacı
Tüm sektörlerde çekilişle müşterilere otomobil hediye etmek son dönemin modası. Özellikle yılbaşı ile bu moda tavan yaptı. Alışveriş merkezleri, bankalar, havalimanları lüks otomobil çekilişleri düzenledi. Geçen yıllarda ise başta dondurma üreticileri olmak üzere birçok firma lüks spor otomobil hediye etmişti.
Kimler ne verdi?
Firma Hediye ettiği otomobil
Magnum Lamborgihini Gallardo-Bentley Continental
Opet BMW Z4
Panora AVM Range Rover
Armada AVM Volvo XC 60
Astoria AVM BMW 3.20d
Pendorya AVM Mercedes C180
Kentpark AVM Porsche Panamera 4
İş Bankası BMV X3
Sabiha Gökçen Havalimanı Nissan Qashqai
Radikal
Kredi indirimi iyi tarım uygulamalarında ve organik tarımda, kanatlı sektörü ve arıcılıkta yüzde 50 olacak.
T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı Resmi Gazetede yayımlandı. Buna göre, Üreticilerin finansman ihtiyaçlarının uygun koşullarda karşılanması amacıyla T.C. Ziraat Bankası A.Ş. (Banka) ve Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK)nin kredi kullandırımına ilişkin usul, esas ve kıstaslarına uygun olmak koşuluyla; bu Kararda belirtilen usul ve esaslar dikkate alınarak, gerçek veya tüzel kişi üreticilere (kamu kurum ve kuruluşları hariç), Banka ve TKK tarafından 1 Ocak 2011-31 Aralık 2011 tarihleri arasında (bu tarihler dahil) Bankaca uygulanmakta olan tarımsal kredi cari faiz oranlarından kredi konulan itibarıyla aşağıda belirtilen oranlarda indirim yapılmak ve kredi üst limitleri aşılmamak suretiyle tarımsal kredi kullandırılabilecek.
Damızlık sığır yetiştiriciliği (etçi – süt), damızlık düve yetiştiriciliği yüzde 100 indirim oranıyla desteklenecek ve kredinin üst limiti 7 milyon 500 bin TL olacak. Büyükbaş / küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, büyükbaş hayvan besiciliği yüzde 100 indirim oranıyla desteklenirken kredi üst limiti 3 milyon TL, küçükbaş hayvan besiciliği yüzde 100 indirim oranıyla desteklenecek ve kredi üst limiti 1 milyon 500 bin TL olacak. Tarımsal sulamalar yüzde 100 indirim oranıyla desteklenirken kredi üst limiti 1 milyon 500 bin TL olacak. Kontrollü örtüaltı tarımının kredi üst limiti 7 milyon 500 bin TL, iyi tarım uygulamaları ile organik tarım su ürünleri kredi üst limiti 3 milyon TL, sertifikalı tohum, fide, fidan, fidan yurt içi kullanımı, kanatlı sektörü ile arıcılık 1 milyon 500 bin TL, tarımsal mekanizasyon ve diğer üretim konularının kredi üst limiti 500 bin TL olacak. söz konusu üretim konuları yüzde 50 indirim oranıyla desteklenecek.
-YEŞİL ENERJİ KULLANANLARA İNDİRİM ORANININ 10 PUAN FAZLASI-
Banka ve TKK tarafından bu kapsamda kendi iştiraki olan tüzel kişilere kredi kullandırılmayacak. Tarımsal işletmelerinde; güneş, rüzgar, jeotermal enerji gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen Yeşil Enerjiyi halen kullanmakta olan ya da yeşil enerji sistemlerini kurmak isteyen üreticilere, kredi konuları itibarıyla uygulanan indirim oranlarının 10 puan fazlası uygulanacak. Ancak, indirim oranı hiçbir konuda yüzde 100ün üzerinde olmayacak. Mevcut kurulu işletmelerin satın alınmasına yönelik olarak kullandırılacak kredilerde, satın alınacak işletmenin faaliyet konusu itibarıyla öngörülen indirim oranlan ve kredi üst limiti dikkate alınacak. Birden fazla konuda kredi talebinde bulunan üreticilere kullandırılabilecek toplam kredi üst limiti; krediye konu ürünlerden en yüksek kredi limitine sahip ürüne göre belirlenecek. Ancak, kredi konulan itibariyle belirlenen kredi üst limitleri aşılamayacak. Bu Karar kapsamında açılacak kredilerin vadeleri işletme kredilerinde 24 ayı, yatırım kredilerinde 7 yılı geçmemek üzere Banka ve TKK tarafından kendi uygulamaları esas alınarak belirlenecek. Kredi kullandırımlarında, konularına göre Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca Hazine Müsteşarlığının görüşü alınarak hazırlanacak ve Resmî Gazetede yayımlanacak tebliğde belirlenecek teknik kıstaslar esas alınacak.
-GELİR KAYIPLARI HAZİNE MÜSTEŞARLIĞINCA İLGİLİ YIL BÜTÇELERİNDEKİ ÖDENEKTEN KARŞILANACAK-
Banka ve TKKnın bu Karar kapsamında açılan kredilerden doğacak gelir kayıpları, kredilerin faiz tahakkuk tarihlerinde Bankanın cari tarımsal kredi faiz oranları ile kredi konulan itibarıyla uygulanan faiz oranları arasındaki fark esas alınarak hesaplanacak. Söz konusu gelir kayıpları Hazine Müsteşarlığınca ilgili yıl bütçelerine bu amaçla konulacak ödenekten karşılanacak. Banka ve TKK, bu Kararın uygulanması sürecinde, belirlenen ödenek tutarının aşılmaması için gerekli tedbirleri alacak. Banka ve TKK, bu Karar ve daha önceki yıllara ait Bakanlar Kurulu kararları kapsamında kullandırılan kredilere ilişkin bilgileri ve vade/hesap devresi/taksit vadesi sonuna kadar hesaplanmış tahmini gelir kaybı tutarını, projeksiyon yapılabilmesini teminen, aylık olarak Hazine Müsteşarlığına iletecek. Ödemeler, Banka ve TKK’nın, bu Karar ve daha önceki yıllara ait Bakanlar Kurulu kararları kapsamında kullandırılan kredilere ilişkin vade/hesap devresi/taksit vadesi sonuna kadar hesaplanan ve her ay kendi kayıtlarına göre kesinleşmiş gelir kaybı tutarlarını Hazine Müsteşarlığınca bildirilen formatta iletmelerini müteakiben gerçekleştirilecek.
-GELİR KAYIPLARININ TESPİTİ-
Bu Karar kapsamında yapılan ödeme ve ödemeye ilişkin işlemler yıllık bazda Hazine Kontrolörleri Kurulunca incelenir. İncelemeler sonucunda düzenlenen raporlar ile yapılan tespitler Hazine Müsteşarlığı, Banka ve TKK tarafından esas alınacak. 2011 yılı ile incelemesi henüz tamamlanmamış önceki yıllara ait gelir kaybı uygulamalarına ilişkin olarak raporla tespit edilmiş lehte veya aleyhte tutarlar taraflarca faiz hesabı yapılmaksızın nakden ödenecek. Raporlar sonucu Banka veya TKKya fazla ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde fazla yapılan ödeme, ilgili kurum tarafından raporun kendisine tebliğini takip eden 30 iş günü içerisinde Hazine Müsteşarlığı İç Ödemeler Muhasebe Biriminin Merkez Bankası Ankara Şubesi nezdindeki hesabına nakden ödenir. Banka veya TKKya eksik ödeme yapıldığının tespiti halinde ise eksik yapılan ödeme, ilgili yıl bütçesinde gelir kaybı için ayrılan ödenekten Hazine Müsteşarlığınca nakden karşılanacak. Gelir kaybı uygulamasının sona ermesini müteakiben, raporlarla yapılan tespitler kapsamında, taraflar yükümlülüklerini ikinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yerine getirilecek.
-KARARDAN YARARLANAMAYACAK OLANLAR-
Tasfiye olunacak alacaklar hesabında borcu bulunan veya bu hesaplarda kayıtlı olan borçları ertelenmiş veya taksitlendirilmiş veya yeniden yapılandırılmış olup, geri ödeme süreci devam eden üreticilere Banka veya TKK tarafından bu Karar kapsamında hiçbir şekilde kredi açılmayacak. Karar kapsamında açılan kredilere, vadesinde/hesap devresinde/taksit vadesinde ödenmemesi halinde, vade tarihinden itibaren geciken tutarlar için bu Karar hükümleri uygulanmayacak. Vade tarihinden itibaren bu krediler Banka ve TKK mevzuatı çerçevesinde tahsil ve tasfiye edilecek. Karar kapsamında açılacak kredilerin borçlandırma, kullandırma, takip ve tahsil işlemleri Bankanın ve TKKnın usul ve mevzuat esasları dahilinde yürütülür. Bu Kararda yer almayan hususlarda Bankanın ve TKK’nın tarımsal kredilere ilişkin usul ve mevzuatı uygulanacak. Kararın yürürlük tarihinden önceki işlemlere ilişkin olarak tabi oldukları mevzuat hükümlerine göre yapılan veya yapılmakta olan incelemeler sonucunda lehte/aleyhte tespit edilen tutarlarla ilgili olarak, bu konudaki önceki yıllara ait Bakanlar Kurulu kararlarında yer alan mahsuplaşmaya ilişkin hükümler uygulanmayacak.
ANKA
Bilal Çetin’in haberi
Mecliste görüşülen Torba Kanununa konulan düzenleme ile memur emeklilerine yapılan yüzde 4lük zam işçi ve Bağ-Kur emeklilerine de uygulanacak.
15 Ocaka kadar yasanın çıkmayacağı düşüncesiyle yasaya geçici madde konularak bu emeklilerin zamlarının 1 Ocaktan geçerli olmak üzere ödenmesi sağlanacak.
9 milyonu ilgilendiriyor
Yaklaşık 9 milyon SSK ve Bağ-Kur emeklisinin maaşlarına bugüne kadar, gerçekleşen enflasyon oranında zam yapılıyordu. 2010 yılının ikinci yarısında enflasyon yüzde 2.72 olarak gerçekleştiği için işçi ve Bağ-Kur emeklilerine, 2011 yılının ilk yarısı için enflasyon oranında zam yapılacaktı. Memur emeklileri ise yüzde 4lük zamdan yararlanacaktı.
En düşük 597 lira
Yeni düzenleme, geçtiğimiz aylarda kabul edilen Anayasa değişiklikleri kapsamında yapıldı. İlgili düzenlemeye memurların toplu sözleşme görüşmelerinden emeklilerin de yararlanmasına yönelik düzenleme konuldu. Buna paralel olarak da hükümet, memur emeklisi ile işçi ve Bağ-Kur emeklisi ayrımını ortadan kaldırdı. Yeni düzenleme ile en düşük Bağ-Kur emeklisi maaşı 597 liraya yükselecek.
40-50 lira fazla maaş alacağız
Türkiye İşçi Emeklileri Derneği Genel Başkanı Kazım Ergün, hükümetin emekliler için yaptığı düzenlemenin müjde niteliğinde olduğunu açıkladı. Enflasyon kadar zam yapılması halinde emeklilerin büyük kaybı olacağını belirten Ergün şunları söyledi: “Düzenleme yasalaşırsa emekliler 40-50 TL fazla zam almış olacak. Memur emeklilere zam oranında işçi emeklilerine zam yapılmış olacak. Bu bizim yılardır yaşadığımız büyük sorunu ortadan kaldıracak. 1 Ocak’tan itibaren yürürlüğe girecek olması da bizim için sevindirici haberdir.”
17 Aralık 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan düzenleme uyarınca, Türk Lirası yükümlülüklerde yüzde 6 olan zorunlu karşılık oranı, yarından itibaren vade yapısına göre yüzde 5 ile yüzde 8 arasında uygulanacak. Yabancı para yükümlülüklerde ise yüzde 11′lik oran uygulaması devam edecek.
Söz konusu düzenleme ile zorunlu karşılıklarda yarından itibaren şu oranlar geçerli olacak:
Türk Lirası yükümlülükler:
-Vadesiz, ihbarlı mevduatlar ve özel cari hesaplarda: Yüzde 8
-1 aya kadar vadeli mevduatlar, katılma hesaplarında (1 ay dahil): Yüzde 8
-3 aya kadar vadeli mevduatlar, katılma hesaplarında (3 ay dahil): Yüzde 7
-6 aya kadar vadeli mevduatlar, katılma hesaplarında (6 ay dahil): Yüzde 7
-1 yıla kadar vadeli mevduatlar, katılma hesaplarında: Yüzde 6
-1 yıl ve 1 yıldan uzun vadeli mevduatlar, katılma hesapları ile birikimli mevduatlar, katılma hesaplarında: Yüzde 5
-Mevduat, katılım fonu dışındaki diğer yükümlülükler: Yüzde 8
-Özel fon havuzlarında vadesine karşılık gelen yüzde 7 ve yüzde 5
Yabancı para yükümlülükler: Yüzde 11
AA
İhaleyi Kapıcıoğlu İnşaat San. ve Tic. A.Ş. firması kazandı.
Kapalı teklif usulü ile yapılan ihalede 4 firma teklif verdi. İhaleyi kazanan firma otoparkı inşa edecek ve ardından yıllığı 1 milyon 250 bin TL KDVden 30 yıllığına otoparkı işletecek.
Çağlayan Meydanı zemin altına inşa edilecek olan otopark yaklaşık 800 araçlık kapasiteye sahip olacak. Otopark, ortalama 23 bin 600 m2lik alanda 4 kattan oluşacak.
Çağlayan Meydanı zemin altı katlı otoparkı, sözleşme ve yer tesliminin ardından 1 yıl içinde tamamlanarak hizmete alınacak.
ALİ SAMİ YEN’İ DE YAPACAK
Kapıcıoğlu İnşaat aynı zamanda Ali Sami Yen projesinin yapımında da yer alacak. İhaleyi kazanan Aşçıoğlu İnşaat, Ali Sami Yen projesi için Torunlar ve Kapıcıoğlu ile ortaklık yapmak amacıyla başvuruda bulunmuştu.
AA
31 Aralık 2015′e kadar ilk defa işe alınacak sigortalının işverene ait sigorta primi İşsizlik Sigortası Fonundan ödenecek.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, ”Torba tasarı” olarak adlandırılan, bazı kanunlarda değişiklik öngören tasarının bugünkü görüşmelerinde 10 madde kabul edilerek, 64. maddeye gelindi.
Tasarıda yapılan değişiklikle araçların tescili ve hurdaya ayrılması işlemlerinin trafik tescil kuruluşlarının yanı sıra, Emniyet Genel Müdürlüğünce belirlenen kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerince de yapılmasına imkan tanınıyor.
Buna göre, araç sahipleri, tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan araçların satın alma veya gümrükten çekme tarihinden itibaren 3 ay içinde, araçların hurda durumuna gelmesi halinde ise 1 ay içinde tescilin silinmesi için ilgili trafik tescil kuruluşuna veya Emniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceği kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine başvurmak zorunda olacak.
İlk tescili yapılan araçlar için düzenlenen geçici belgelerin geçerlilik süresi içinde, trafik belgesi alma zorunluluğu aranmayacak. Böylece, araç tescil ve sürücü belgesi işlemlerinin elektronik ortamda yapılması amacıyla yürütülen proje kapsamında, ilk tescili yapılacak araçlar için trafik belgesi yerine düzenlenecek ”tescile ilişkin geçici belgenin” geçerlilik süresi içinde bu araçlara ceza uygulanamayacak.
Yeni araçların tescilleri, belge düzenlenmesi, kişiselleştirilmesi, belgelerin basımı, ilgililerine elden veya posta aracılığıyla teslimi işlemleri, Emniyet Genel Müdürlüğü veya bağlı trafik tescil kuruluşlarınca yapılacak. Emniyet Genel Müdürlüğü, ilk tescil işlemlerini elektronik ortamda yapmak, elektronik ortamda oluşturulan bir ay süre ile geçerli tescile ilişkin geçici belgeyi basmak ve araç sahibine vermek üzere, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerini yetkilendirebilecek. Araca ait kişiselleştirilen belgelerin basımı ve araç sahiplerine elden veya posta yoluyla teslimi, kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerine de yaptırılabilecek.
Böylece, ikinci el araçların trafik tescil bürolarına ve vergi dairelerine gidilmeden sadece notere gidilerek satış ve devir işlemlerinin yapılması, ruhsatın ve diğer belgelerin posta yoluyla araç sahibine gönderilmesi uygulamasında olduğu gibi, yeni araçların satışında da ruhsat, posta yoluyla araç sahibine gönderilecek ve bürokrasi azaltılmış olacak.
Tescil belgesinin bir ay içinde teslim edilememesi halinde, araç sahibine sorumluluk yüklenemeyecek.
Bu işlemler sırasında, kanun ve yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket edenlere 10 bin TL idari para cezası verilecek.
Zorunlu mali sorumluluk sigortası pulunun, araçların ön camına yapıştırılması mecburiyeti kaldırılacak.
Yabancı plakalı araçların Türkiye’de geçerli sigortaları yoksa zorunlu mali sorumluluk sigortasını ülkeye girerken yaptıracak.
-KAZAZEDENİN TEDAVİSİNİ DEVLET YAPACAK-
Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın SGK tarafından karşılanacak.
Trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve güvence hesabınca tahsil edilen katkı paylarının yüzde 15′ini aşmamak üzere, Hazine Müsteşarlığınca belirlenen tutarın tamamı sigorta şirketleri ve güvence hesabı tarafından SGK’ya aktarılacak. Bu tutar ilgili sigorta şirketleri için ayrı ayrı belirlenecek. Aktarım ile sigorta şirketlerinin ve güvence hesabının teminat kapsamındaki yükümlülükleri sona erecek. Bakanlar Kurulu, bu tutarı yüzde 50′sine kadar artırmaya ve azaltmaya yetkili olacak.
Sigorta şirketleri ve güvence hesabınca ödenecek tutarın, süresinde ödenmemesi halinde gecikme cezası uygulanacak.
-STAJYER ÇALIŞTIRMA-
Tasarıyla mesleki eğitim gören öğrencilerin staj yapabilecekleri işyeri sayısı artırılıyor.
10′un üzerinde işçi çalıştıran işyerleri, stajyer uygulama kapsamına alınacak. İşyerinde staj yapan öğrencilerden 18 yaşını bitirenlere asgari ücretin üçte biri oranında ücret verilecek. 20′nin üzerinde işçi çalıştıran işyerlerindeki stajyerlere ise asgari ücretin üçte ikisi oranında ücret ödenecek.
Bakanlar Kurulu, 5 ve üzerinde işçi çalıştıran işyerlerini de stajyer uygulama kapsamına almaya yetkili olacak.
Mevcut düzenlemede yalnızca 20′nin üzerinde işçi çalıştırılan işyerleri stajyer uygulama kapsamında bulunuyor ve stajyerlere de asgari ücretin üçte ikisi oranında ücret veriliyordu.
Yeşil kart sahibinin, sigortalı olarak işe başlaması ve genel sağlık hizmetleri sigortasından yararlanması halinde kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yeşil kartları askıya alınacak. Bu kişinin genel sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı sona erdiğinde, kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yeşil kart sahipliği devam edecek.
Kısmi süreli çalışanların işsizlik ödeneğinden yararlanabilmelerine engel teşkil eden düzenleme, İşsizlik Sigortası Kanunundan çıkarılıyor. Buna göre, ”hizmet akitlerinin sona ermesinden önceki son 3 yıl içinde en az 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş ve işten ayrılmadan önceki son 120 gün içinde prim ödeyerek sürekli çalışmış olma” koşulu, ”bu kanunda yer alan prim ödeme koşullarını sağlamış olma” şeklinde değiştiriliyor.
-KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ-
Kısa çalışma ödeneğinin uygulama alanı genişletilerek ödenek miktarı yeniden düzenleniyor. Buna göre, genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz nedeniyle haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak azaltılması, işyerinin faaliyetinin kısmen veya geçici olarak durdurulması hallerinde işyerinde 3 ayı aşmamak üzere kısa çalışma yapılabilecek.
İşsizlik Sigortası Fonundan kısa çalışma ödeneği verilecek. Ödenek, brüt ücretin yüzde 60′ı oranında olacak. Miktar, asgari ücretin brüt tutarının yüzde 150′sini geçemeyecek. Bakanlar Kurulu, kısa çalışma ödeneğinin süresini 6 aya kadar uzatmaya yetkili olacak.
-İLK DEFA İŞE ALINACAKLARIN PRİMLERİ-
Tasarıyla 31 Aralık 2015 tarihine kadar ilk defa işe alınacak her bir sigortalı için, özel sektör işverenine sigorta primi desteği getiriliyor.
Buna göre, 31 Aralık 2015 tarihine kadar işe alınan sigortalının, sigorta primlerinin işverene ait tutarı, işe alındıktan sonra belirli sürelerle İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacak. 18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük erkeklerin 24 ay süreyle meslek belgesi sahiplerinin belgelerinin niteliğine göre 48 ay veya 36 ay süreyle 29 yaşından büyük erkeklerin meslek belgelerine göre 24 ay süreyle çalışırken, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra mesleki yeterlilik belgesi alanlar, mesleki ve teknik eğitimini tamamlayanlar veya işgücü yetiştirme kurslarını bitirenlerin 12 ay süreyle Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsizler arasından işe alınmaları halinde de ilave 6 ay süreyle işverene ait primleri karşılanacak.
Sigortalı bu destekten bir kez yararlanabilecek. İşverene ait primlerin fondan karşılanması için, işverenin SGK’ya prim, para ve gecikme cezası borcu bulunmaması gerekecek.
Sigorta prim desteği süresi, Bakanlar Kurulu’nca 5 yıla kadar uzatılabilecek.
Kayıtdışı çalıştırma ve kaçak yabancı çalıştırma konusundaki denetimler sıkılaştırılacak. Yabancıların çalışmalarında işverenin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği müfettişlerce denetlenecek.
-EVDEN VE UZAKTAN ÇALIŞMA-
Son yıllarda fiilen uygulanan ”evden çalışma”, ”uzaktan çalışma” ve ”çağrı üzerine çalışma” gibi esnek çalışma modelleri yasal dayanağa kavuşturuluyor. Tasarıda, bu çalışma modellerinin usul ve esasları belirleniyor.
İşe alınacakların deneme süresi 2 ay, ilk defa işe alınacakların deneme süresi ise 4 ay ile sınırlandırılacak. 2 aylık süre, toplu iş sözleşmesiyle 4 aya kadar uzatılabilecek.
AA
Kasım ayında 206 olan endeks, geçen ay 214,7 puana yükseldi.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), aylık değişimlerin değerlendirildiği gıda fiyatları endeksindeki bu artışa küresel düzeyde şeker, hububat, yağ ve et ürünlerinde görülen fiyat artışlarının yol açtığını dile getirdi.
Endeks son olarak rekor seviyeye, bir dizi ülkede çatışmalara yol açan gıda krizinin yaşandığı 2008 yılında çıkmıştı.
O tarihte endeks, 213,5 puana kadar yükselmişti.
Birleşmiş Milletler iktisatçılarından Abdülrıza Abasyan, fiyatlardaki artışa rağmen 2007 ve 2008 yıllarındaki gıda krizi ve çatışmaları tetikleyen – yoksul ülkelerdeki düşük üretim gibi- faktörlerin mevcut durumla aynı olmadığını belirtti.
Rusya’da kuraklık, Avustralya’da sel
Abasyan bunun daha büyük karışıklık yaşanması riskini düşürdüğünü ifade etti ancak “kararsız havanın” hububat fiyatlarının çok daha yükselmesiyle sonuçlanabileceğini, bunun da “kaygı” yarattığını vurguladı.
Geçen yıl Rusya’da yaşanan kuraklık, bu ülkeden buğday ihracatının askıya alınmasına sebep olmuştu.
Avustralya’nın Queensland eyaletini son günlerde vuran seller de kilit önem taşıyan ihraç malların fiyatlarını etkilemeye başladı.
Bu ihraçlar, Asya’ya, özellikle Hindistan, Bangladeş ve Japonya pazarlarına gıda temini açısından kritik önem taşıyor.
Avustralya, seller nedeniyle şeker kamışındaki şeker oranları düştüğünden, bu alanda ihracatına yönelik tahminlerini yüzde 25 oranında düşürmek zorunda kaldı.
Sellerden buğday ürünleri de nasibine düşeni aldı.
Uluslararası Enerji Kurumu IEA, yüksek petrol fiyatlarının 2011 yılındaki ekonomik iyileşme sürecini tehdit ettiği yorumunu yapmıştı.
OECD üyesi 34 sanayileşmiş ülkenin petrol ithalatlarının faturası da 2010 yılında yüzde 30 yükselerek 790 milyar dolara çıktı.
Bakır fiyatları da 2011 yılına rekor seviyelerde başladı – bu duruma küresel düzeyde iyileşme sürecinin artırdığı talebin ve bir çok ülkenin düşük stoklama yapmasının yol açtığı düşünülüyor.
BBC
Eser Karakaş’ın yazısı
Bir süredir, diyelim 28 Şubat günlerinden bu yana, ilginç bir süreç yaşanıyor; memur maaşlarına artış yapılacağı zaman gazetelerde, Maliye Bakanlığı mahreçli bir liste yayınlanıyor ve yurttaşlar, vergi mükellefleri yani söz konusu memurların maaşlarını ödeyenler, kendilerine kamu hizmeti sunan bu görevlilerin ne kadar maaş aldıklarını öğreniyorlar. Demokratik bir ülkede vergi mükelleflerinin memurların ne kadar maaş aldıklarını bilmeleri kadar da doğal bir şey olmamalı.
Ancak, bu tablolarda bir şey eksik, aşağıda bu konuya değinmek istiyorum.
Ocak ayında maaşlarını zamlı alacak memurların maaş artış oranlarının yüzde 0,21 enflasyon farkı ve yüzde dörtlük artışla belirleneceği biliniyor; başka yan ödemelerle beraber artış oranlarının yüzde 5,1 ile yüzde 123 arasında gerçekleşeceği tahmin ediliyor.
Buraya kadar bir mesele yok; bu artışların yetersiz olduğu, maaşların zaten çok düşük olduğu söylenebilir ve bu iddia büyük ölçüde doğrudur. Memur maaşlarının daha yükseltilebilmesi için çeşitli öneriler vardır, bunlar hep tartışılır, bu da çok normaldir. Memurların tümünün toplu sözleşme sistemine geçmesi, grev ve paralelinde de devletin lokavt hakkı da senelerdir konuşulmaktadır.
Bu bilgilerin hemen altında ise 2011 Ocak ayında memurların ne kadar maaş alacağına ilişkin bir liste vardır ve bu liste, aynı zamanda, Aralık 2010 maaşlarını da içerdiği için mukayese yapmak yani artış oranlarını her meslek grubu ve kademe için gerçekleştirebilmek olanaklı olabilmektedir.
Aşağıda Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan listeyi aynen dikkatlerinize sunuyorum:
Müsteşar 1/4, 4.834-5.144, Genel müdür 1/4, 4.416-4.708, Şube müdürü 1/4, 2.235-2.436, Memur 9/3 1.338-1.501, Memur 13/1, 1.333-1.496, Hizmetli 12/1, 1.300-1.460, Öğretmen 1/4, 1.792-1.974, Öğretmen 9/3, 1.550-1.721, Kaymakam 7/1, 2.875-3.021, Başkomiser 3/1, 2.330- 2.535, Polis memuru 8/1, 2.060-2.253, Uzman doktor 1/4, 2.355-2.561, Doktor 7/2, 1.992-2.182, Hemşire-lise 11/2, 1.510-1.679, Mühendis-büro 1/4, 2.305-2.508 Teknisyen-büro 11/1, 1.510-1.680, Profesör 1/4, 3.790-4.056, Arş. görevlisi 7/3, 1.803-1.985, Vaiz 1/4, 1.937-2.124, Avukat 1/4, 2.514-2.726
Tabloda devlet memurunun görevi, derecesi, Aralık 2010 maaşı ve Ocak 2011 maaşı yan yana yazılmış bulunmaktadır; tabloya baktığınızda örneğin birinci dereceden bir uzman doktorun Ocak 2011 maaşının 2.561 TL, yine birinci dereceden bir profesörün maaşının ise 4.056 TL olacağı anlaşılmaktadır. En yüksek dereceden devlet memuru olduğunu bildiğimiz müsteşarın maaşı ise Ocak 2011 ayında 5.144 TL olacaktır.
Bu veriler, bu tablolar, Maliye Bakanlığı mahreçli olarak gazetelerde yayımlanmaktadır, TV ekranlarından izlenebilmektedir.
VERGİ MÜKELLEFLERİNİN BİLMEYE HAKKI YOK MU?
Buraya kadar, memurların maaş düzeyinin düşüklüğü dışında, her şey normal gibi durmaktadır. Ancak, listeye biraz daha dikkatli baktığınızda, vaizden polise, kaymakamdan avukata kadar çok çeşitli örnekler varken askerler ve yargı görevlilerinin maaşları görünmemektedir; ve bu durum askerler için 28 Şubat günlerinden bugüne, yargı çalışanları için de son dört-beş senedir böyledir.
Oysa, yazımın başında belirttiğim gibi, vergi mükelleflerinin kendilerine kamu hizmeti üreten TÜM kamu çalışanlarının ücretlerini/maaşlarını öğrenmelerinden, bilmelerinden daha doğal bir şey olabilir mi? Vergi mükelleflerinin bir generalin, bir yüzbaşının bir yargıcın maaşını bilgi edinme hakkı temelli başvurularla öğrenmeleri herhalde mümkündür ama bu durum çok normal değildir; önemli olan, aklıma takılan konu subay ve yargı çalışanlarının maaşlarının neden Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan tablolarda yer almadığıdır.
Bir noktanın altını çizmekte büyük fayda görmekteyim; subay ve hâkim/savcı maaşlarını bu tablolarda görememekteyiz ama bu maaşların da çok yüksek olmadıklarını biliyoruz. Bir orgeneral, ismi üstünde, bir orduyu yönetmektedir ve böyle bir sorumluluk taşıyan kişinin bizim ülkemizde alabildiği maaşı özel sektörde çok daha az sorumluluk taşıyan kişiler alabilmektedir. Hâkim ve savcıların da görev yükleri çok büyüktür, büyük sorumluluklar üstlenmektedirler ve buna rağmen yine de aldıkları maaşlar çok düşüktür.
Ancak, önemli olan subayların, hakimlerin, savcıların maaşlarının yüksekliği, düşüklüğü değil, bu maaşların düzeyinin, BİR NEDENDEN, müsteşarın, profesörün, doktorun yanında kamuoyu ile paylaşılmamasıdır.
Bu bilgi paylaşılmama keyfiyetinin nereden kaynaklandığını gerçekten bilemiyoruz; gazetelerde, ekranlarda devlet memuru maaşları hakkında bilgiler verilirken bu noktaya dokunulmaması da bana gerçekten çok ilginç gelmektedir.
Geçtiğimiz senelerde de Maliye bakanlarına bu köşelerden çağrı yaptığımı ve bu bilgi paylaşılmama keyfiyetinin nedenini sorduğumu hatırlıyorum; bu sene, bir kez daha bu sorumu tekrarlıyorum: “Sayın Maliye Bakanı’mız, bakanlığınız mahreçli maaş tablolarında subayların ve yargı çalışanlarının maaşları neden yer almamaktadır? Bu durumun gerekçesini vergi mükellefleriyle paylaşmanızı özellikle istirham ediyorum.”
Sorunun kanımca özü şudur: Devletin nispi maaş düzeyleri tablosu aynı devletin çalışanları arasında belirlediği önem hiyerarşisinin göstergesidir ve anlayabildiğim kadarıyla nispi maaş tablosunun göstereceği önem hiyerarşisinin alenileşmesinden maliye çok hoşnut değildir ve bu nedenden de bu gizlilik ilkesi gündeme gelmiştir.
Geçtiğimiz senelerde bir doçentin, bir profesörün asker maaşı cinsinden eşdeğerini bulur, biraz da eğlenirdik, bu sene kurmay albaylığa terfi ettik ya da yarbaylığa düştük diye şakalaşırdık. Devlet üniversitelerinde çalışan öğretim üyelerinin yine benzer bir biçimde şakalaşabilmesi için bu tabloları öğrenmek istiyoruz.
Sigaradan kaynaklı hastalıkların tedavisinde harcanmak üzere tütün mamullerinden sağlık vergisi alınması konusundaki teknik çalışmalar tamamlanarak, seçenekler bakanlara sunuldu.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçere sigaradan alınacak sağlık vergisi konusunda çeşitli alternatifler sunuldu.
İÇKİLER ŞİMDİLİK GÜNDEMDE DEĞİL
Alternatifler arasında sigaraya yüzde 2den başlayarak ilave vergi konulması veya sigaradan alınan mevcut vergilerden bir kısmının sigara vergisi olarak ayrılarak sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) aktarılması öngörülüyor.
Teknik çalışmalar sırasında sigaranın yanı sıra alkollü içkilerden de sağlık vergisi alınması öngörülürken, bakanlara sunulan seçenekler arasında alkollü içkilerden vergi alınması önerisine yer verilmediği, bunun şimdilik gündemden çıkarıldığı öğrenildi.
Seçenekler daha sonra Başbakan Yardımcısı Ali Babacan başkanlığında toplanacak Ekonomik Koordinasyon Kurulunda (EKK) değerlendirilecek.
Buradan çıkacak sonuca göre tiryakilerin cebinden, alacakları her paket sigarada ne kadar para çıkacağı belli olacak.
Gelecek yıl seçim yapılacak olması dolayısıyla EKKnın sigara vergisine ilişkin kararının seçim sonrasına bırakılmasının da ihtimal dahilinde olduğu bildirildi.
Ocak ayında yeni Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanını seçecek olan TÜSİAD, dün yapılan başkanlar kurulu toplantısında eski TÜSİAD Başkanı Erkut Yücaoğlunda karar kıldı.
Yücaoğlunun da görevi kabul ettiği belirtildi. Mustafa Koçun Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanlığı görevini bırakacağını açıklamasının ardından ortaya çıkan yeni başkan kim olacak? sorusu yanıt buldu.
TÜSİAD YİKin dün dernek binasında yapılan toplantısında halen YİK Başkan Yardımcısı olan eski TÜSİAD Başkanı Erkut Yücaoğlunun 20 Ocakta yapılacak genel kurulda YİK Başkanlığına aday olacağı belirtildi. Yücaoğlu, 1999-2000 yıllarında derneğin başkanlığını yapmıştı.
1977DE KOÇ HOLDİNGDE ÇALIŞTI
Halen Sabancı Holding Yönetim Kurulu üyesi olan Erkut Yücaoğlu 1947 Eskişehir doğumlu. Tarsus Amerikan Koleji mezunu olan Yücaoğlu, 1969 yılında Robert Koleji Makina Mühendisliğinden mezun oldu.
Ardından Stanford Üniversitesinde eğitim alan Yücaoğlunun endüstri mühendisliği alanında doktora yaptı. 1985-1991 yılları arasında General Elektrik Türkiye ve Yakın Doğu Genel Müdürü olan Yücaoğlu, halen kendi yatırımı olan havacılık ve turizm alanında faaliyet gösteren Map-Turkuaz Grubunun Başkanı. Yücaoğlu, 1977-1979 yılları arasında Koç Holding Planlama Koordinatörü olarak görev yapmıştı
star