Archive for the ‘Kadın’ Category

Şahin: Türk kadını modernliğin simgesidir

Share

Şahin, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilmesinin 76. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Gazi Mustafa Kemal’in önderliğinde verdiği mücadeleyle tarihte kendine şerefli bir yer edinen Türk milletinin, çağdaş uygarlığın önemli aktörlerinden biri haline geldiğini ifade etti.

Milli mücadele içerisinde etkin bir rol üstlenen Türk kadınının, vatanı için canla başla mücadele ettiğini, destansı kahramanlıklara imza attığını vurgulayan Şahin, Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Atatürk’ün, kadının toplumsal hayatta daha fazla yer alması gerektiğine inanarak, bu alanda devrim niteliğindeki düzenlemeleri hayata geçirdiğini anlattı.

Şahin, Medeni Kanun’un kabulüyle kadınların toplumsal yaşamda aktif hale gelmesinin yolunun açıldığını; ekonomik, siyasal ve sosyal alanlarda yeni haklara kavuşmalarının sağlandığını belirterek, 5 Aralık 1934 tarihinde kabul edilen kanunla birçok ülkeden önce seçme ve seçilme hakkı tanınan Türk kadınının, etkin olarak ülke yönetiminde söz sahibi olmasının mümkün hale getirildiğini kaydetti.

TBMM Başkanı Şahin, ”Bugün yasama, yürütme ve yargı organlarında her düzeyde görev alan, bütün meslek dallarında büyük bir başarıyla toplumumuza hizmet eden Türk kadını, modern Türkiye’nin simgesi durumundadır” dedi. Türk kadınının siyaset ve yönetim kademelerindeki temsil oranlarının yükselmesi ve siyasal yaşamdaki etkinliklerinin artmasının kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Şahin, bu alanda yapılması gerekenlerin ortak sorumlulukları arasında olduğunu ifade etti.

Şahin, TBMM’nin dün olduğu gibi bugün de kadınların sorunlarının çözülmesi, toplumun bilinçlendirilmesi ve kadın haklarının geliştirilmesinde öncü olmaya devam edeceğini belirterek, bu kapsamda 2009 yılında faaliyete başlayan TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun çalışmalarının birçok soruna ışık tuttuğunu ve mesafe alınmasına katkı sağladığını belirtti.

Şahin, mesajını ”Bu duygu ve düşüncelerle Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilişinin 76. yıl dönümünü kutluyor, sevginin, şefkatin, hoşgörünün ve özverinin simgesi olan kadınlarımıza, başarı, mutluluk ve sağlık diliyorum” diyerek tamamladı.

AA

Somalili kadınları tecavüz korkusu sardı

Share

Kadınlardan CHP’ye Arıtman tepkisi

Share

PTT Trabzon İl Müdürlüğü önünde toplanan Memur-Sen, İnsan Hakları Derneği, TEK-DER, MAZLUM-DER, Tüm Kadınlar Derneği, Şehit Aileleri Derneği ile Kimsesizler Derneği üyesi yaklaşık 50 kadın, Kılıçdaroğlu’na gönderilmek üzere hazırlanan şikayet yazılarını imzaladı.

Burada basın açıklaması yapan Tüm Kadınlar Derneği Genel Başkanı Cemile Keskin, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyesi Canan Arıtman’ın sözleri nedeniyle Trabzon’un son birkaç gündür adeta çalkalandığını öne sürdü.

Komisyon üyelerinin, kadın erkek fırsat eşitliği konusunu araştırmak için iki gün önce Trabzon’da olduğunu belirten Keskin, ”Canan Arıtman’ın ‘Trabzon’da kadınlar para karşılığı satılıyor’ beyanıyla Trabzon çalışmalarını fiyaskoyla bitirmiştir. Bu haksız yargıyı birkaç kez tekrar eden Arıtman, konuyla ilgili kendisine yapılan açıklamaları da dinlemeyerek, bu kanaatle ilimizden ayrılmıştır” dedi.

Açıklamanın, bölge halkına iftira olduğunu, bunun hiçbir araştırmaya ve gerçeğe dayanmadığını belirten Keskin, şöyle devam etti:

”Bölgemizdeki çok sayıda kadın sorunu arasında böyle bir sorun yoktur. Trabzon halkı adına bu iftirayı reddediyor, bunu halkımıza yakıştırmaya çalışanları kınıyoruz. Ayrıca bu beyanın millet iradesinin merkezi TBMM adına çalışan Arıtman’ın şahsi görüşü, hezeyanı olarak görüyoruz. Bu hususta gerek TBMM’nin, gerek kendi partisinin gereğini yapacağına inanıyoruz. Şayet onlar tarafından gereği yapılmazsa kendisiyle yargı önünde hesaplaşacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

Keskin, bir gazetecinin, ”Arıtman ile sizin aranızda geçen konu hakkında ne yapacaksınız?” sorusuna ise, ”Benimle arasında geçen konu farklı. Biz sadece bugünkü olay üzerine buradayız. Ancak ben kendisine toplantı sırasındaki bana karşı sözleri nedeniyle hakaret davası açacağım” dedi.

Basın açıklamasının ardından kadınlar, PTT’ye girerek şikayet yazılarını Kılıçdaroğlu’na iletilmek üzere CHP Genel Merkezi’ne faksladı.

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyeleri, Trabzon’daki kamu kurumları, üniversite ve kadın sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle ”Çocuk cinsiyeti nedeniyle kadınlar üzerinde oluşturulan psikolojik şiddet, başlık parası ve geleneksel evlilikler” konulu toplantıda bir araya gelmiş, CHP İzmir Milletvekili Arıtman, Trabzon’daki izlenimlerine ve dinledikleri kadınlara değinerek, kızları teşvik ederek başka illerdeki erkeklerle evlendiren, bu aracılık karşılığında para alan insanlar olduğunu, ancak bu kadınların mutlu olamayıp şiddete maruz kaldıklarını öne sürmüştü.

AA

Türkiye’de her 4 kadından biri şiddet görüyor

Share

Taşlıçay, yaptığı yazılı açıklamada, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 1999 yılında almış olduğu kararla 25 Kasımın kadına yönelik sosyal, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddetin ortadan kaldırılması için uluslararası mücadele ve dayanışma günü olarak kutlandığını hatırlattı.

Türkiye’de kadınların yüzde 25′inin fiziksel şiddet gördüğünü ve şiddete uğrayan kadınların yüzde 75′inin eşi tarafından şiddete maruz kaldığına dikkati çeken Taşlıçay, öldürülen kadınların yüzde 40-70′inin katilinin eşleri olduğunu ifade etti. Taşlıçay, her dört kız çocuğundan birinin cinsel şiddete uğradığını ve cinsel saldırganların yüzde 75′inin tanıdık olduğunu vurguladı.

Adalet Bakanlığının verilerine göre kadın cinayetlerinin son yedi yılda yüzde 1400 arttığını belirten Taşlıçay, şunları kaydetti:

”2009 yılının ilk 7 ayında 953 kadın, 2010 yılının ilk 7 ayında ise 236 kadın çeşitli sebeplerle öldürülmüştür. Kısacası kadınlar, kamusal alanın her noktasında, sokakta, iş yerinde, okulda ve güvenli addedilen evlerde şiddete uğramakta ve hatta öldürülmektedir. Bu can alıcı sorun tüm toplumun sorunudur. Buna yönelik hem kamuya hem de sivil topluma önemli sorumluluklar düşmektedir. Konuya ilişkin hukuki düzenlemelerin bir an önce tamamlanması, haksız tahrik indirimi uygulamasının ortadan kaldırılması, şiddet mağduru kadınlar için yeterli sayıda sığınmaevi açılması, medyanın kadına yönelik şiddet haberciliği konusunda daha sorumlu davranması ve sivil toplum alanının tüm paydaşlarının kadına yönelik her türlü şiddeti ortadan kaldırmaya dönük tüm çabaları desteklemesi gerekmektedir.”

AA

Kadına şiddetin en çok olduğu iller

Share

Burnu kesilerek cezalandırılan, töre ve namus gerekçesiyle intihara sürüklenen, başta eşleri olmak üzere, kayınpeder, baba, kayınbirader, oğul veya yakınları tarafından öldüresiye dövülen kadınlara yönelik şiddet, bu yıl da hız kesmedi.

Şiddetten kurtulmak isteyen kadınlara destek olmak amacıyla 1997 yılında kurulan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki 23 ilde kadın merkezleri aracılığıyla kadınların adeta sığınağı olan Kamer ile daha sonra bu alanda faaliyet gösteren diğer kadın kuruluşlarının yoğun çalışmaları, kadın hakları konusunun ciddi bir ivme kazanmasına yardımcı olsa da, hala kadın fiziksel, cinsel, sözel, psikolojik ve ekonomik şiddete maruz kalmaya devam ediyor.

AA muhabirinin Diyarbakır, Batman, Mardin ve Şırnak’ta faaliyet gösteren kadın kuruluşlarından derlediği bilgilere göre, bu yılın 9 ayında Diyarbakır’da 882, Mardin’de 354, Batman’da 90, Şırnak’ta ise 17 kadın şiddete uğradıkları gerekçesiyle destek istedi. Bu kadınlardan 101′i can güvenliği tehdidiyle sığınma evlerine yerleştirildikleri bildirildi.

Diyarbakır Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİKASUM) Koordinatörü Özlem Özen, kadınlara hukuki danışmanlık, psikolojik ve danışmanlık desteği verdiklerini belirterek, 2010 yılının ilk 9 ayında, aile içi şiddet dolayısıyla 306 kadının başvurduğunu, 184′üne psikolojik, 105′ine hukuki destek verdiklerini söyledi.

Kadınlara iş başvuruları, yeşil kart, okula gitme gibi yaşamsal talepler konusunda bireysel danışmanlık yaptıklarını belirten Özen, ”Başvuruda bulunan kadınlardan 61′inin can güvenliği riski olduğu gerekçesiyle beraberlerinde 55 çocukla sığınma evine yerleştirildi. DİKASUM’a başvuran kadınların yaşama yeniden sarılmalarını sağlamak amacıyla, spor aktiviteleri, meslek edindirme ve el becerilerini geliştirme ve yaygın eğitimden yararlanmaları için atölye çalışmalarının yapıldığı Sümerpark’a yönlendiriyoruz” diye konuştu.

Bağlar Belediyesi Kardelen Kadın Evine ise 223 kadın aile içi şiddete maruz kaldığı gerekçesiyle başvurdu. 11′i kaçırılma, öldürülme endişesiyle merkeze ulaşan bu kadınlardan 8′i sığınma evine yerleştirildi. Diğer kadınlara ise psikolojik, sağlık, ekonomik ve hukuksal destek verildi.

10 BİN KADINA ULAŞILDI

KAMER Vakfı çalışanı Nilüfer Yılmaz da, 1997 yılından beri kadına yönelik şiddet ve namus cinayetleri konusunda çalışmalara başladıklarını, bugüne kadar Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da 10 bin kadına ulaştıklarını, her kadınla ortalama 3 kez görüşme yapıldığını söyledi.

Yılmaz, 23 ilde birer kadın danışma merkezi açtıklarını, başvuru yapan kadınlara psikolojik, hukuksal ve iş danışmanlığı destekleri verildiğini, aynı zamanda şiddet ve cinayet gibi konularda da hemen müdahale etmek için bazı illerde acil müdahale ekipleri oluşturduklarını, bu ekiplerin içinde de resmi ve sivil görevlilerin yer aldığını anımsattı.

Bir çok olumlu gelişmeye rağmen zihniyet değişikliği sağlanmadıkça kadınların şiddet yaşamaya, öldürülmeye devam edeceğini belirterek, şöyle konuştu:

”2010 yılı boyunca Türkiye’de 400 civarında kadının öldürüldüğünü hep birlikte basından takip ettik. 2010 yılının 6 ayının Diyarbakır’da 333 kadın şiddet maruz kaldığı için başvurdu. Kadınlardan 315′ aile içi şiddet, 8′i aile dışı şiddet, 10′u ise namus cinayeti başvurusudur. Kadın birden fazla şiddet türünü birlikte yaşayabiliyor. Fiziksel şiddet yaşayan aynı zamanda diğer şiddet türlerini de yaşayabiliyor. Aslında şiddet önceden de yaşanıyordu. Ama bir farkındalık ve bilinç oluştu. Artık kadınlar şiddete ‘hayır’ demeye başladı. Medyanın çabası, gündeme tutması, kadın kuruluşlarının çoğalması, ve daha çok sahiplenmesi nedeniyle şiddet artık kapalı, gizli kalmıyor. Hiç bir şey gizli kalmamaya başladı. Kadınlarda artık haklarını öğrendikçe, itaat etmedikçe şiddet çoğaldı. Zaten itaat etiğiniz zaman sorun yok. Ailenin, toplumun koyduğu normlara uymadığı zaman kadın cezalandırılıyor. Önceden TCK’da azmettirenler için bir suç yoktu. Hatta ceza indirimi vardı. Şimdi azmettirenlerde ceza alıyor ancak bu kez yöntem değişti. Bu kez öldürmek yerine intihara zorlanıyor. Gelen başvurulardan tespitlerimiz bu yönde. Şiddetin gizli ve kapalı kalmaması çok önemli. 13 yıllık çabalarımızın sonucu sevindirici. Zihniyet değişikliği olmadan bir adım ileriye gidemeyiz. Zihniyet değişikliği olmadan kadınların güçlenmesi güç. Zihniyetlerde değişim olmadığı sürecede sorun hep devam edip gidecek.”

”EKONOMİK ÖZGÜRLÜĞÜ OLMAYAN KADIN ŞİDDETİ SİNEYİ ÇEKİYOR”

Kamer Mardin Şube Başkanı Tülay Elçioğlu ise, bu yılın ilk yarı döneminde 354 kadının şiddete maruz kaldığı için merkeze başvuruda bulunduğunu, bunlardan 343′ü aile içi şiddet, 5′i aile dışı, 6′sı namus cinayeti endişesiyle başvurduğunu bildirdi.

Bu kadınlardan 270′nin eşi, 40′nın babası, 5′nin kayınpeder, kayınbirader, 6′sının oğul, 13′ünün de yakınları tarafından şiddet gördüklerini belirttiklerini ifade eden, Elçioğlu, kadınların şiddeti çok fazla dile getiremediklerini kaydetti.

Elçioğlu, kadın geleneksel yapıdan dolayı kadın olmanın gereğiymiş gibi şiddeti yaşadığını belirterek, şöyle konuştu:

”Kadınlar uğradıkları şiddeti dile getirmekten utanıyor. Şiddet hala yaşanıyor. Kadınlar yeterince hakları ile ilgili çok fazla bilgi sahibi değiller. Ekonomik özgürlüğü olmadığı için şiddet yaşayan kadın ailesinden destek almadığı zaman tekrar şiddet yaşadığı ortama geri dönüyor. Buda kısır döngüye neden oluyor. Kadın çalışmalarının daha fazla yapılması, özellikle ilköğretimde yasal hakların işlenmesi gerekiyor. Ayrıca ekonomik özgürlük için kadın istihdamının daha çok artması çok önemli.”

Kamer Batman Şube Temsilcisi Zozan Aksoy da, bu yıl şuana kadar 90 kadının şiddete uğradığı gerekçesiyle başvurduğunu bildirdi. 88′i aile içi, 69′sı kocası, 2′si kayınpeder, biri yakınları 2′sinin de çocukları tarafından şiddet gördüğü için başvuruda bulunduğunu belirten Aksoy, bir kişi birden fazla şiddet türüne maruz kalabildiğini kaydetti.

Aksoy, başvurucuların 23′ünün okuryazar olmadığını, 12′sinin okur yazar, 10′nun ilkokul, 7′sinin ortaokul, 6′sının lise, bir tanesinin de yüksek okul mezunu olduğunu ifade ederek, ”Kadın, kocasından, yakınlarından aile içindeki diğer kadınlardan da şiddet görüyor. Elti, görümce ve kaynananın sözlü şiddetine maruz kalıyor. Koca sözünden çıkamayan kadınlar hala şiddet yaşıyor. Bu konuda devletin tüm birimleri duyarlı olmaları gerekir. Hükümetin kadınlardan yana yeni yasalar çıkarması, iş olanaklarını artırması gerekiyor. Ekonomik özgürlüğü olmayan kadın şiddeti sineye çekiyor” dedi.

YAŞADIĞI TOPLUMDAN DIŞLANMA KORKUSU

Kamer Şırnak Şube Temsilcisi Nazan Yalçın da, mahalle çalışmalarında bir çok kadının şiddete uğrağını belirtmesine rağmen, bu yıl sadece 15 kişinin fiziksel şiddet gördüğü gerekçesiyle merkeze başvurduğunu, 5′inin ise can güvenliği endişesiyle güvenli yerlere nakledildiğini bildirdi.

Şırnak’ta kadınların merkeze gelmekten çekindiğini, aile ve toplumsal baskılar nedeniyle sorunlarını aktarmada sıkıntı çektiğini belirten Yalçın, ”Haklarını anlatınca da harekete geçmekte çekimser kalıp, korkuyor. Mahalle çalışmalarında her gün en az 1 veya 2 şiddet öyküsü dinliyoruz. ‘Çocuğum için katlanıyorum’ diyerek, çekimserliğini dile getiriyorlar” dedi.

Şırnak Kadın Derneği Başkanı İlknur Tanış Yokuş da Şırnak’ta kadın olmanın bölgenin diğer illerine nazaran daha zor olduğunu, bölgenin koşulları nedeniyle kadınlara ulaşmakta bile zorluk çektiklerini söyledi.

Kadının çevresinin dışlamasından çekindiği için yasal haklarını kullanmak istemediğini, ‘toplum beni dışlar’ endişesini taşıdığını bildiren Yokuş, şöyle konuştu:

”Eğitim düzeyi düşük ve ekonomik güçten yoksun olduğu için kendi ayakları üzerinde duramıyor. Bize 2 kadın şiddet nedeniyle başvurdu. ”kocam üstüme kuma getirdi, bana bakmıyor, şiddet uyguluyor bu yüzden kumama resmi nikahımı vermeden nafaka istiyorum talebiyle başvurdular. Ne yapacaklarına dair yol göstermemizi istediler. Edindiğimiz bilgiye göre Şırnaklı olup ta boşanma neredeyse yok. kadın uğradığı her türlü şiddete sessiz kalıyor, boğun eğiyor. Haklarını anlatmamıza rağmen uygulamada sesiz kalıyor, bilgilenmek istiyorlar, ama yasal haklarını kullanmada çekimser kalıyor. Toplumdan dışlanma korkusu, haksız görülme korkusu ve ailenin sahip çıkmaması nedeniyle kadını şiddet sessiz kılıyor.”

AA

Cinayetlerin ardındaki bahaneler

Share

Dernek Başkanı Hayrettin Bulan “Türkiyedeki kadınları katledenlerin, cinayet bahaneleri oldukça fazla. Bu bahaneler mahkemelerde tahrik sebebi sayılarak katillerin cezalarında büyük indirime gidilmekte ve cezaların caydırılıcılığı ortadan kalkmaktadır.”dedi.

Başkan Bulan mahkeme karşısında iddaa edilen bu bahanelerin başında kadının eşinden boşanmak istemesi, erkeklerin evlilik ve sevgili olma tekliflerinin reddedilmesi, töre ve namus bahaneleriyle işlenen cinayetlerin başta geldiğini vurguladı. Diğer bahane sebeplerini ise komik uslupla dile getiren Başkan Bulan:”aldattı öldürdüm, cinsel ilişkiyi reddetti öldürdüm namusumu temizledim, töre gereği öldürdüm… vb bahane sözlerini ağır bir dille eleştirdi.

Toplantının sonunda ŞEFKAT-DER Başkanı Hayrettin Bulan kadınlara karşı şiddeti kınayarak bu konuda Başbakan ve Devlet büyüklerini duyarlı olmaya çağırarak basın toplan tısını noktaladı.

ZEDHABER/KONYA

Gençlik ve sağlık iksiri sirkeyle neler yapılabilir?

Share

Sirke üreticisi Kemal Kükrer’in davetlisi olarak Türkiye’ye gelen ‘Gençlik ve Sağlık İksiri Sirke’ adlı kitabın yazarı Marie – France Müller’den sirkeyle evinizde hazırlayabileceğiniz her derde deva reçeteler, cildin yaşlanmasını önleyen losyonlar ve güzellik maskeleri…

Türkiye’nin en köklü sirke üreticilerinden Kemal Kükrer, sirke tutkunları adına bir kampanya düzenleyerek iki şişe sirke alana Fransız araştırmacı – yazar Marie – France Müller’in dünyada büyük ilgi gören ‘Gençlik ve Sağlık İksiri Sirke’ adlı kitabını hediye ediyor.

Kemal Kükrer’in tüketicileri adına sunduğu hizmet bununla sınırlı değil. Marie – France Müller, dünyada da büyük ilgi gören bu kitabının tanıtımı için Kemal Kükrer’in davetlisi olarak Türkiye’ye geldi.

Kükre Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Sabri Gülel, “Kemal Kükrer markası olarak dünyada yüzde 100 doğal ve ağır mısır fermantasyonu yöntemiyle sirke üreten tek üreticiyiz.

Sirke, hayat veren bir nimet. Bu nedenle, bu konuda dünyanın en önemli ve önde gelen ismiyle Türk insanına ulaşmayı, genç nesle bu çok faydalı ürünü sevdirmeyi ve sirkeyle, yemeklerde çeşni olmasının dışında, neler yapılabileceğini paylaşmak istedik. Davetimizi kabul ettiği için Marie – France Müller’e teşekkür ederiz” dedi. 

25 yıldan beri sağlıklı ve kaliteli yaşam konusunda kitaplar yazan Marie – France Müller, Kemal Kükrer’in ev sahipliğinde gerçekleşen basın toplantısında, doğal yöntemlerle üretilen sirkenin içerdiği enzimler ve mineraller sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, böylece insan sağlığının dostu ve yardımcısı olduğunu söyledi.

“Sirke doğal fermantasyonla üretilmeli”

Müller, ‘Gençlik ve Sağlık İksiri Sirke’ adlı kitabının Kemal Kükrer sirkeleriyle birlikte Türk tüketicisine ulaşmasından duyduğu memnuniyeti şöyle ifade etti: “En iyi sirke, en yüksek kaliteli ve organik hammaddelerin kullanımıyla olur.

Kemal Kükrer’in 95 yıl boyunca aynı tat ve kalitede, üstelik doğal yollarla beş buçuk ay gibi çok uzun bir sürede sirke ürettiğini öğrendiğimde çok şaşırdım. Kitabımda elma sirkesiyle yapılmış tariflerde sirke ile bal karışımının öne çıktığı görülür.

Kemal Kükrer’in Ballı Elma Sirkesi üretmiş olması hem yenilikçi yanını, hem de geleneğin izinden gittiğini ortaya koyuyor. Kemal Kükrer gibi sirkenin hakkını vererek sirke üreten endüstriyel üretici ne yazık ki çok az bulunuyor.

Endüstriyel sirke birkaç saat içinde ve ışınlarla sterilize edilerek üretiliyor. Doğal olmayan ortamlarda üretilen sirke hiçbir işe yaramaz. İşlemleri hızlandırılmış sıradan bir sirke, sorunları, mesela mide hastalıklarını tetikleyebilir.”

Sirke, kil ve magnezyum klorür üçlemesi

Müller, sirkeyi ‘gençlik ve sağlık iksiri’ olarak nitelendirmesinin Fransa’da bazı çevrelerde kafaları karıştırdığına değinerek, sirkenin sadece sirkeli salça yapımında kullanıldığı ya da salata çeşnisi olarak faydalı olduğunun sanıldığını söyledi.

Oysa, sirkenin mutfak sanatında birçok kullanım alanı bulunduğunu, sayısız faydaları nedeniyle evdeki doğal eczanenizde hatırı sayılır bir yeri hak ettiğini hatırlattı.

Müller, “Sirkeyi anlattığım kitabımda bu şaşırtıcı çeşninin atalarımızdan bize kalan tariflere dayanan kullanımlarına yer verdim. Sirke, kil ve magnezyum klorürle beraber sağlığınız için çok etkili bir sinerji oluşturur. Bu üçü beraber her gün kullanılabilir. Bu kitap, ona ihtiyaç duyduğunuz an size rehberlik edecek” dedi.

“Lösemiyi doğal tedaviyle yendim”

Müller’in alternatif tıbba odaklanmasının nedeni henüz 22’sindeyken lösemiye yakalanması. O dönemde tıp fakültesinden yeni mezun. Hastalığı ileri aşamada. Deneysel bir doğal tedavi yöntemi sayesinde hayata döndüğünü belirten Müller, şunları söyledi:

“Tedavi boyunca çalışmalarıma ara verip hayatımı farklı bir şekilde gözden geçirme şansım oldu. 60’larda Fransa’da bunu duymuş kimse yoktu. Bu çalışmalarıma devam etmek için ABD’ye gitmeliydim. Tedavimi bitirdikten sonra doktoramı doğal tıp üzerinden aldım.

Ancak o dönemlerde ABD’de alınmış olan diplomaların Fransa’da hiçbir değeri yoktu. Birkaç yıl sonra psikoloji dalında doktoraya davet edildim ve onu da verdim. Doğrusu tüm bu eğitimler kliniğimde hastalarımla yaptığım görüşmelerde çok işime yarıyor.

Hastalarıma daima magnezyum klorür ve kille beraber sirkeden de bahsederim. Bu üç içerikle ilgili küçük pratik bilgiler içeren kitapları birkaç yıl önce Fransa’da yayınladım.”

“Denediğim tarifleri öneriyorum”

Müller, sirke hakkında bilgileri dünyanın çeşitli yerlerinde sirke kullanan insanlardan, geleneksel ilaçlardan ve araştırmalarından öğrendiğini ve sadece kendisinin deneyip gördüğü şeyleri kitabında yazdığını söyledi.

Kemal Kükrer tarafından tüketiciye hediye edilen Marie – France Müller’in ‘Gençlik ve Sağlık İksiri Sirke’ adlı kitabı ilk kez 2009 yılında Dharma Yayınevi tarafından Türkçe yayımlandı.

Müller, A’dan Z’ye sirkenin faydalarını anlattığı kitabında baş ağrısından baş dönmesine, boğaz ağrısından egzamaya, hafıza kaybından kas kasılması ve kramplara, kireçlenmeden obeziteye, yüksek tansiyondan yaşlılık lekelerine, adet kanamalarından  vajinal enfeksiyona kadar her derde deva olabilecek sirke tarifleri bulunuyor.

Evde kolaylıkla hazırlanabilen güzellik reçeteleri ise sirkenin kozmetik gücünü sergiliyor. Müller, sirke kullanırken bilinçli olunması gerektiğini vurguladı:

“Sağlığınızı korumanız için sirkeyi, beslenmenizin, solunumunuzun, hatta tüm yaşam tarzınızın kalitesini artırmak için bütüncül bakış açısıyla kullanın.

Hiçbir zaman saf sirke tüketmeyin, her zaman bir miktar sulandırarak kullanın. Sirke tedavisi uygulamalarınızdan doktorunuza bahsedip fikrini almanızda fayda var.”

Kolesterole karşı sirke

Müller, elma sirkesinin besinlerin ve sıvıların bağırsakta emilimini yavaşlatan, suda çözünen bir lif olan pektin açısından zengin olduğunu ve pektinin sindirim sisteminde yavaşça ilerlerken bağırsaklara yapışarak kolestrol emilimini engellediğini belirterek, “Eğer, kolestrolünüz yüksekse yemeklerden önce düzenli olarak ballı elma sirkesi içerseniz kolestrolünüz normale dönecektir. İsterseniz sirkenizi meyve ya da sebze suyu ile karıştırıp içebilirsiniz”  dedi.

Zayıflatan büyükanne tarifi

Müller’e göre elma sirkesi iştahı düzenleyerek kilo kaybına yardımcı olabiliyor ve düzenli kullanım halinde ayda ortalama 500 gr kilo kaybı gözlenebiliyor. Verdiği tarif ise şöyle:

“Her öğünden önce bir tatlı kaşığı elma sirkesini bir bardak ılık suya ekleyerek için. Eğer gastritiniz varsa günde bir defayla sınırlayın. Karahindiba ve adaçayını kaynatın.

Karışıma bir kaşık elma sirkesi ekleyin. Üç hafta boyunca her yemekten önce bu karışımı hazırlayıp sıcak olarak için.”

Cildin yaşlanmasını önlüyor

Sirke ve cildimizin PH değerinin birbirine çok benzediğine dikkat çeken Marie – France Müller, sirkenin antioksidan ve güçlendirici etkisinin cildin yaşlanmasını önlediği görüşünde. Denenmiş ve başarılı bulunmuş güzellik getiren losyon ve maskeler şunlar:

Kuru ciltleri yumuşatan losyon: 30 gr acıbakla tanesini 1 litre suyla karıştırıp kaynatın. İçine 2 litre elma sirkesi ekleyip 10 dakika daha kaynatın.

Normal ya da yağlı ciltler için maske: 3 yemek kaşığı yoğurt, 1 tatlı kaşığı elma sirkesi ve bir kaşık unu hamur haline getirin ve yüzünüze sürüp 10 dakika bekletin. 

Haber7

Şiddet gören kadınların yüzde 40′ı hastanelik!

Share

Kadına yönelik şiddetle mücadele günü kapsamında Fethiye Belediyesi Kültür Merkezi’nde bir konferans verildi. Konferansa, Fethiye Belediye Başkanı Behçet Saatcı, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının kadın temsilcileri katıldı. Fethiye Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Öğretim Görevlisi Deniz Kader Şarlak’ın konuşmacı olarak katıldığı ‘Her şey Özgüvenle Başlar’ konulu konferansta aile içi şiddetin ülkemizdeki durumu hakkında bilgiler aktarıldı. Muğla Üniversitesi Fethiye Sağlık Yüksek Okulu’nda öğretim görevlisi olarak görev yapan Şarlak, Türkiye’deki kadınların yüzde 30′unun şiddet gördüğünü söyledi.

Erkeklerin yüzde 34′ünün bu şiddeti kabul ettiğine işaret eden Kader Şarlak, kadına yönelik gerçekleştirilen şiddetin yarısına yakının hastanede tedavi ile sonuçlandığına vurgu yaptı. Şiddet görüp hastaneye başvuran kadın oranının yüzde 40 olduğunu belirten Şarlak, “Şiddete maruz kalan kadınların yüzde 57′si boşanmayı düşünüyor. Yüzde 39′u ise bu durumu kabulleniyor. Yüzde 26′lık bir oran ise bu durumun düzeleceği umudunu taşıyor. Şiddete uğrayan kadınların büyük bir bölümü de ne yazık ki susmayı tercih ediyor.” dedi.   

CİHAN

Cinayete kurban giden kadınlar adına mektup

Share

Dün düzenlenen basın toplantısına birçok şiddet mağduru kadın katılırken, kefen giymeleri dikkat çekti.

ŞEFKAT-DER Başkanı Hayrettin Bulan konuşmasında, katledilen kadınlardan mektuplara yer verdi. Bulan, 12 Mart 2010’da Ardahan da öldürülen Saadet öğretmenin adına yazılan bir mektubu okuyarak Cumhurbaşkanına göndereceklerini söyledi. Devlet yetkililerine, katillerine, geride bıraktıkları sevdiklerine ve topluma seslendi.

Bulan son olarak şiddet mağduru bir kadının yazdığı mektubu okudu: “Cinayetlere artık dur diyerek, önlenmesi için çözüm yollarının bulunmasın ve bulunan çözüm yollarını, uygulanacağı günlerin en kısa zamanda gelmesini umutla bekliyoruz”

ZEDHABER/KONYA

Dayakçı kocayı boşadı, şimdi de oğlu dövüyor!

Share

İzmir’in Gümüldür ilçesinde yaşayan Gülfiye Köse, sürekli dayak yediği eşinden 10 yıl önce boşandı. Daha sonra alkol ve uyuşturucu bağımlısı oğlundan dayak yemeye başlayan 61 yaşındaki Köse’ye,, İzmir İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü sahip çıktı. Oğlunun tekrar dövmesinden korkan talihsiz kadın, sığınma evine yerleştirildi. Acılarla dolu hayatını anlatan Gülfiye Köse, “Anneler, evlatlarından dayak yemek istemez. Bir annenin, evladı tarafından dövülmesi çok zor. Hep bana gülmesini, ‘Anne’ diyerek gelmesini bekledim. Diğer annelere imrenerek bakıyorum.” dedi.

Gülfiye Köse’nin hayatı boşandığı eşinden sonra öz oğlundan gördüğü şiddetle geçmiş. İbretlik bir hayat hikayesi olan, 6 çocuk annesi bir kadın. Acılarla dolu bir hayat geçirdikten sonra yaklaşık 10 yıl önce, 35 yıl evli kaldığı L.D.’den dayak sebebiyle boşanmış.

Talihsiz kadın, bu kez alkol ve uyuşturucu bağımlısı oğlu Ahmet Dertsiz’in (29) şiddetine maruz kalmış. Yaklaşık üç ay önce oğlu tarafından sokak ortasında taş ve sopalarla dövülerek hastanelik edilmiş. Burnu ve kaburga kemikleri kırılan Köse’ye, diğer oğlu Kemal Dertsiz sahip çıkarak, kardeşi hakkında Menderes Sulh Ceza Mahkemesi’ne, kasten adam yaralama suçlamasıyla şikayette bulunmuş. Gümüldür’de hurda toplayarak ve hayvan bakarak geçimini sağlayan Gülfiye Köse, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde günlerce tedavi gördükten sonra sağlığına kavuşmuş. Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Alkol ve Madde Bağımlıları Merkezi’nde tedavi gören oğlundan daha önce defalarca şikayetçi olduğunu anlatan Köse, hayatından endişe ettiğini, şikayetlerinden hiçbir sonuç alamadığını belirtiyor. Köse yaşadıklarını, “Eşimiz tarafından dövüldük, dövüldük. Oğluna devretti. Oğlum çok dövdü beni, kanlarımı akıttı.” sözleriyle özetliyor. Hep hizmetini gördüğü, yıkadığı, giydirdiği, yedirdiği, gece kalkıp yemek hazırladığı oğlu tarafından dövülmenin çok acı olduğunu kaydeden talihsiz anne, bütün bunların evlatlarına sahip çıkmayan baba, alkol ve uyuşturucu sebebiyle başlarına geldiğini vurguluyor.

Kendisine şiddet uygulayan çocuğunun traktörden düştüğünü, babasının ceza alacağından korktuğu için doktora götürmediğini anlatan Köse, uyuşturucu ve alkolün yanısıra oğlunun bu hale gelmesinde bu kazanın da etkisi olabileceğini belirtti. Bir annenin, çocuğunun kötü olmasını, içip delirmesini asla istemeyeceğini kaydeden Gülfiye Köse, “Oğlumdan yıllardır dayak yedim. En son öldüresiye dövdü. Beni döverken yalvardım. Bana, ‘Ölmelisin.’ dedi. Şaka yapıyor zannettim. Öldü diye bırakmış. Canımdan endişe ediyorum, çok korkuyorum. Deliyse tımarhanesi var, akıllıysa cezaevi var. Suçluysa cezasını bulsun, deliyse hastanelerde dermanını bulsun. Şikayetçiyim, bugüne kadar içim sızladı affettim, artık içim kendime sızlıyor.” dedi. Anneler ne kadar bağırırsa bağırsın bütün evlatlara susmaları, annelerini sevip saygı göstermesleri tavsiyesinde bulunan Köse, “Annelere kimse şiddet uygulamasın. Annelerin ciğeri yanar. Bir anne, oğlu suç işlese bile onu kapatmaya çalışır, affeder, kötülüğünü istemez. Şimdi acılar geçse bile içimin acısı geçmiyor.” şeklinde konuştu.

Oğlunun geçmişte kötü biri olmadığını, içki ve uyuşturucunun kurbanı olduğunu gözlerinden yaş gelerek anlatan Köse, “Babası sahip çıkmadı. ‘Kimlerle yattın, gezdin?’ demedi. Sahipsiz kaldı. Sonra uyuşturucu maddeler koklamaya başladı. Daha sonra arkadaş çevresi nedeniyle ‘kendir’ denilen maddeye alıştı. Bu içkiden vazgeçerse, kanı değişirse belki düzelir. Kötü biri değildi, evin huzursuzluğu ona da yansıdı.” dedi. Bütün babalara seslenen Gülfiye Köse, çocukları ne kadar kötü olursa olsun sahip çıkmaları tavsiyesinde bulundu. Yaklaşık 10 yıl önce boşandığı eşinden de çok şiddet gördüğünü kaydeden Köse, çocuklarının yetim kalmasından korktuğu için 35 yıl katlandığını ifade etti. Canını çocuklarına adadığının altını çizen Köse, “Çocuklarımsa canımı almaya kalktı.” diyerek dert yandı. Gülfiye Köse’ye İzmir İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü sahip çıktı. Oğlu tarafından şiddete maruz kalma ihtimali bulunan kadın, sığınma evine yerleştirildi. Hayırsız evlat ise annesini dövdüğü suçlamasıyla 2 Şubat 2011′de hâkim karşısına çıkacak.

CİHAN

TRTsohbetFM
Son Yorumlar
    Takvim
    Mayıs 2012
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Nis    
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    28293031