Archive for the ‘Siyaset’ Category

‘Hem şikayet ediyoruz hem izliyoruz’

Share

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, en çok şikayet edilen dizilerin en fazla izlenen diziler olduğuna dikkati çekerek, ”Bir paradoksun içindeyiz. Bazı dizileri hem çok şikayet ediyoruz hem de çok izliyoruz. Bu paradoksu çözdüğümüz zaman televizyon yayıncılığının da bir yere oturması mümkün olacaktır” dedi.

TBMM Genel Kurulunda ”temel yasa” olarak görüşülen, ”Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı”nın birinci bölümünün tümü üzerinde grubu adına söz alan BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, CMK uyarınca, Hizbullah terör örgütü davasında tahliyeler yapılmasını eleştirdi.

Hizbullah terör örgütü davasının neden sonuçlandırılamadığını anlamadıklarını belirten Buldan, ”Oysa istenildiği zaman vicdanı yaralayan ağır cezaların ivedilikle nasıl verildiğine hepimiz şahidiz” dedi.

RTÜK’ün, son iktidar döneminde de ”medya üzerindeki balans ayarı yapma görevini” eksiksiz olarak yerine getirdiğini öne süren Buldan, ”Samanyolu ve Kanal 7 televizyon kanallarına hiç para cezası kesildi mi veya herhangi bir yaptırım uygulandı mı bugüne kadar?” sorusunu yöneltti.

CHP grubu adına söz alan Antalya Milletvekili Atilla Emek de tasarıya bakıldığında, RTÜK’ün sansür ve denetim kurulu olarak görev yapmasının amaçlandığının görüleceğini öne sürdü. Tasarıda, kurula verilen yetkilerden kaynaklanan, ”denetleme baskısı”nın kendini gösterdiğini ifade eden Emek, ”Tasarı, kurulu bağımsızlıktan uzak, siyasi iktidarın yan kuruluşu haline getirilmesi amacını güdüyor” dedi.

AK Parti Manisa Milletvekili İsmail Bilen ise şahsı adına söz alarak, tasarının, medya sektörünün sorunlarını çözmeye ve dünya ile entegrasyonu sağlamaya yönelik olduğunu söyledi. Tasarı ile çoğulculuk ve rekabetin sağlanmasının hedeflendiğini anlatan Bilen, gençlerin ve çocukların sağlıklı gelişmelerine katkı sunacak yayınların yapılmasının özendirildiğini de sözlerine ekledi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, konuşmaların ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

BDP Iğdır Milletvekili Buldan’ın, iki televizyon kanalının isimlerini belirterek, bunlara yaptırım uygulanıp uygulanmadığını sorduğunu anımsatan Arınç, ”Özel olarak iki televizyon kanalının isimlerini söylemek ne kadar doğrudur, bilmiyorum” dedi.

Bu kanallardan birine 8 yıllık dönemde 95 müeyyide uygulandığını belirten Arınç, bunların uyarı, program durdurma ve para cezası olarak gerçekleştiğini anlattı. Arınç, diğer kanala ise yine aynı dönemde 78 müeyyide uygulandığını bildirdi. Medya kuruluşlarına verilen para cezalarının yeterince toplanamadığından yakınan Arınç, ”Çünkü para cezalarını veriyoruz ama bunlar Kabahatler Kanunu gereğince tahsili kesinleşme şartına bağlıdır. Tahsilat yetkisi de Maliye Bakanlığına geçmiştir. Süreç uzamaktadır” diye konuştu.

-”MHP GRUBU NEDEN YAYINLANMIYOR?”-

MHP Niğde Milletvekili Mümin İnan’ın, ”TRT’ye ait bir radyoda sadece CHP ve AK Parti’nin grup toplantılarına ilişkin konuşmaların yayımlandığını tespit ettiğini” söylediğini anımsatan Arınç, ”Gerçekten böyleyse -ki Sayın İnan’a inanmak durumundayım- çok yanlıştır. Benim bildiğim kadarıyla televizyon kanallarının her birinde hemen hemen eş zamanlı olarak yayımlanıyor. Radyo bunu, MHP’yi gözardı ederek yapmışsa büyük hata etmiş demektir” dedi.

TRT yayınlarında memnun olduğu konuların çok daha ağırlıklı olduğunu söyleyen Arınç, kurumun şu anda milyonlarca insana hitap ettiğini ifade etti.

Milletvekillerinin, ”Lisans işleri 16 yıldır neden yapılamadı?” şeklinde bir soru yönelttiğini hatırlatan Arınç, şöyle devam etti:

”Bunun sekiz yılından biz sorumluyuz. Diğer sekiz yılı da aramızda paylaşalım. Bugüne kadar RTÜK ile ilgili sayın bakanlarımızın çalışmaları olduğunu biliyorum ama bu işler bugüne kadar geçildi. Bu konuda bize düşen sorumluluğu da üstlenmek zorundayım. Necip Fazıl derdi ki ‘Ne kadar geçse o kadar erken sayabiliriz’, bir an evvel bu işi yapmakta da fayda var.”

CHP Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, ”RTÜK’te mobbing vakası yaşanıp yaşanmadığını” sorduğunu belirten Arınç, ”Bereket ki süresi bitti, sorunun arkası gelmedi. RTÜK’te çalışanlarla ilgili olarak mobbing iddiası varsa siz bize getirin. Biz de araştıralım ama RTÜK’e atfen böyle bir şey söylerseniz biz kırılırız bundan. Bildiğiniz varsa açıklayın. Bilmediğiniz bir şeyi soruyorsanız da öyle şey olmaz. Mobbing iddiası varmış gibi kurumu töhmet altına sokacak bir soruyu uygun bulmadım” diye konuştu.

TRT’nin kamu yayıncılığı yapan bir kuruluş olarak reyting kaygısı taşımadığını belirten Arınç, TRT’de yayımlanan diziler konusunda duyarlı olduklarını söyledi.

En çok şikayet edilen dizilerin en çok izlenen diziler olduğuna dikkati çeken Arınç, ”Bir paradoksun içindeyiz. Bazı dizileri hem çok şikayet ediyoruz hem de çok izliyoruz. Bu paradoksu çözdüğümüz zaman televizyon yayıncılığının da bir yere oturması mümkün olacaktır” dedi.

Arınç, bir başka soru üzerine, sadece beş kişinin RTÜK kadrosunda olup da geçici görevli olarak diğer kurum ve kuruluşlarda çalıştığını söyledi.

AA

Vural’dan Başbakan’a harita tepkisi

Share

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uygulamasının 3 kez ertelendiğini anımsatarak, ”Hükümet neden şimdi ertelemedi? Hükümet, HSYK’yı ele geçirme, siyasileştirme operasyonunun yanında Yargıtay üzerinde de operasyon yapma hazırlığı içindedir” dedi.

Vural, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, dün partisinin grup toplantısında bölünmüş yol haritası gösteren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, yine haritalarla yanıt verdi.

Erdoğan’ın, ”Zaman zaman gözyaşıyla süslediği grup toplantılarına, dün görsellik eklediğini, bazı haritalar” gösterdiğini belirten Vural, 2002 öncesi karayolu ağının 63 bin 143 kilometreyken, Kasım 2010 itibarıyla bu rakamın 64 bin 823 olduğunu söyledi.

Vural, 2002 ile 2010 yıllarındaki yol ağına ilişkin haritalar göstererek, ‘Yolları ikiye bölmüş, bir şerit eklemiş, bölünmüş yol yapmış. Sanki kendilerinden önce hiç yol yokmuş. Neresi yeni yol? İnsanda vicdan, biraz da insaf olur” dedi.

Yol ağı üst yapı sathının 2002′de 61 bin 368 kilometre, 2010′da ise 64 bin 823 kilometre olduğunu ifade eden Vural, ”Başbakan, güya ne kadar büyük icraat yapıldığını söylüyor. Bereket versin milletvekilleri de işin farkında, 2002′yi alkışladılar” diye konuştu.

-HARİTALAR GÖSTERDİ-

”Sayın Başbakan, bölünmüş yollar iyi ama sen bölünmüş Türkiye haritalarından haber ver. Bölünmüş yola diyeceğimiz yok ama bölünmüş Türkiye haritaları senin döneminde yayınlanmaya başladı” diyen Vural, AB’nin Avrupa devletleriyle ilgili haritasını, Avrupa Futbol Federasyonları Birliğinin Türkiye’deki stadyumlarla ilgili haritasını, NATO toplantılarında ders olarak gösterilen harita, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onur konuğu olarak katıldığı Frankfurt Kitap Fuarı’ndaki ”Kürdistan” standındaki haritayı gösterdi.

Vural, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu’nun haritalarda ”Kürdistan” olarak gösterildiğini, Avrupa Futbol Federasyonları Birliğinin Türkiye’deki stadyumlarla ilgili haritasında Doğu ve Güneydoğu’nun olmadığını söyledi. Türkiye’nin ”melez demokrasiler” arasında gösterildiği ”demokrasi haritası’, özelleştirmelere ilişkin bir harita ve işsizlik haritasını da gösteren Vural, şöyle devam etti:

”Yolu her zaman yaparız ama bölünen Türkiye’yi ne zaman ihya edebiliriz. Uyuyor musun Sayın Başbakan? Yüreğin varsa o haritayı göster milletvekillerine. Bayraklaşan bir Anadolu yerine, Türkiye’nin birtakım yerlerinde başka bayrakları açan bir Türkiye tablosunu gündeme getiren, Hükümet’in icraatlarıdır. Topraklarımız yabancılaşıyor, bir başka ülkenin toprakları içinde gösteriliyor; Başbakan bize bölünmüş yol haritası sunuyor. Bölünmüş yol haritası sunan Başbakan’ın, bölünmüş Türkiye’nin farkında olmasını istiyoruz.”

-”AHİRETTE HESAPLAŞACAKTIR”-

Erdoğan’ın konuşmalarında ihracat artışından bahsettiğini, ihracattaki yüzde 6 artışa karşılık, ithalatın yüzde 36,8 artışından söz etmediğini ifade eden Vural, Erdoğan’ın tarımsal krediler ve diğer konularla ilgili rakamları çarpıttığını öne sürdü.

Başbakan Erdoğan ile yaşadığı diyalogla gündeme gelen Mersinli çiftçinin annesinin yaşamını yitirdiğini de anımsatan Vural, ”Sayın Başbakan herhalde ahirette hesaplaşacaktır. O anaya dil uzatanlar, bu anadan helalleşemeden, ana rahmetli oldu. Sayın Başbakan’ı, bu anadan ve analardan özür dilemeye davet ediyorum” dedi.

-”BURNUNUN UCUNU GÖREMEYEN”-

Vural, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) tutukluluk sürelerini yeniden düzenleyen 102. maddesinin yürürlüğe girmesiyle gerçekleşen tahliyelere ilişkin soruları da yanıtladı. Bu düzenlemenin 3 kez ertelendiğine işaret eden Vural, ”Bu kadar süreyle ertelediniz de yargının hızlanması, hakim ve savcı açığını kapatmak için adım mı attınız? Hukuk ve ceza davaları, 2002′ye göre daha az sürede mi bitiyor? Geleceği, burnunun ucunu göremeyen, 3 kez erteleyen Hükümet, yasanın 31 Aralık 2010′da yürürlüğe girmesini neden ertelemiyor?” sorularını yöneltti.

Hükümet’in, bütün sorumluluğu üst yargıya yıkarak, doğrudan doğruya Yargıtayı hedef almaya çalıştığını öne süren Vural, sözlerini, ”Hükümet, HSYK’yı ele geçirme, siyasileştirme operasyonunun yanında, bir bakıma Yargıtay üzerinde de operasyon yapma hazırlığı içindedir. Hükümet, 3 kez bunu erteledi, 3 kez erteleyen Hükümet neden bugün ertelenmesini sağlamadı? Nedeni; yargıda reform yapıldığından dolayı değildir. Yargılama süreleri çok uzundur, adalet gecikiyor. Bu tahliyelerle vicdanlar yaralanmaktadır. Gelinen tablo, Türkiye’de adalet sisteminin, AKP eliyle darmaduman edildiğini ortaya koyuyor” diye sürdürdü.

Vural, ”Roman” açılımına ilişkin bir soruyu, ”Vatandaşlarımıza yönelik her türlü ayrımcı ifadelerin ortadan kaldırılması, MHP’nin temel kabulüdür. Bu konuda atılacak her türlü adımı desteklemeye hazırız” diye yanıtladı.

AA

Tartışmalı tahliyeler Meclis’e taşınıyor

Share

TBMM Başkanlığına sunulan teklif, özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda (örgütlü suçlar) tutukluluk süresini iki katına çıkaran Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 252. maddesinin (2) fıkrasının yasa metninden çıkarılmasını öngörüyor.

Söz konusu hüküm tahliyeler nedeniyle tartışma konusu olmuş, Yargıtay 9. Ceza Dairesi özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde yargılanan tutuklularla ilgili sürenin 10 yıl olduğuna karar vermişti.

Teklifle, ”tutukluluk süresinin diğer suçlarda öngörülen kadar olması” amaçlanıyor.

Gerekçede, CMK’nın tahliyelere ilişkin düzenleme içeren 252. maddesinin 31 Aralık 2010 tarihi itibarıyla yürürlüğe girdiği belirtilerek, özel yetkili ağır ceza mahkemelerin görev kapsamına giren suçlarda tutuklulukta geçen sürelerin 10 yıla çıkarıldığı kaydedildi. Gerekçede, şu ifadelere yer verildi:

”Madde bu hali ile yargının yavaş işlemesine gerekçe olmaktadır. Kanun değişikliğiyle davaların kanunda belirtilen sürelerde bitirilmemesine neden olan fıkranın kanun metninden çıkartılarak davaların süresi içinde bitirilmesi amaçlanmaktadır. Son günlerde davaların bitirilmemesi nedeniyle tutukluların serbest bırakılmaya başlanması toplum vicdanında derin yararlar açmıştır. Buradaki asıl sorun, davaların 10 yılı geçmesine rağmen bitirilmemesidir. Bu nedenle kanun değişikliği kaçınılmaz hale gelmiştir.”

AA

Fatsa: Bakanın üzerine yürümedim

Share

AKP Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa, Bayındırlık Bakanı Mustafa Demir’le tartıştığı ve üzerine yürüdüğü şeklindeki haberleri yalanlayarak, “Sayın Bakan Mustafa Demir’le aramızda böyle bir diyalog yaşanmamıştır. İddia edilen ifadeler siyasi üslubumla bağdaşmamaktadır” dedi.

Fatsa yazılı bir açıklama yaparak, hakkında çıkan haberleri yalanladı.

Bugün bazı basın yayın organlarında, “Vekil bakanın üzerine yürüdü” başlığı altında yer alan haberlerin doğru olmadığını vurgulayan Fatsa, haberleri yayınlayan gazeteleri tekzip ettiğini belirterek, şahsı ile ilgili haberlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Bayındırlık ve İskan Bakanı Demir ile aralarında böyle diyalog yaşanmadığına dikkat çeken Fatsa, söz konusu haberde kendisi ile ilgili ifadelerin siyasi üslubuyla bağdaşmadığını belirtti

ANKA

Türker: Barajı halk yıkar

Share

Türker, TV8’de “Erkan Tan’la Başkent’ten” programına katıldı. Hem Tan’ın hem de yayına telefonla bağlanan vatandaşların sorularını yanıtlayan Türker, Parlamento’da yeterince siyasi partinin temsil edilmemesinin ülke için yarattığı sakıncaları anlattı. Türker, DSP’nin Parlamento’ya girmeyi hedeflediğini, önümüzdeki seçime tek başına katılacağını belirterek şunları söyledi:

“Parlamento’da az sayıda parti olunca, çıkarılan yasalar yeterince tartışılmıyor, kamuoyu gündemine gelmiyor. Örneğin tutukluluk süreleriyle ilgili yasa konusunda kimse yeterince bilgilenmedi. Bugün gazete manşetleri, tahliye olanlarla ilgili haberlerle dolu. Yasa, AKP ve CHP varken çıkarıldı. Kimse haberdar olmuş muydu? Parlamento’da iki parti, üç parti yeterli değil. Çünkü kamuoyu yeterince bilgilendirilmiyor, sadece iki üç liderin tartışmaları gündeme geliyor. Hizbullahçılar, mafya babaları şaşaa ile tahliye oldu. Bu, Parlamento’da çok partili bir yapıya ihtiyaç olduğunun göstergesi.”

HALK MÜHÜRÜNÜ GÜVERCİN AMBLEMİNE VURACAK

Erkan Tan’ın, DSP’ye yönelik ‘başka partilerle birleşin’ söylemini anımsatması üzerine de Türker, şöyle konuştu:

“Kimse DSP’ye ‘birleşin’ demesin. Bizim gündemimizde böyle bir şey yok. DSP seçime tek başına girecektir. 2007 yılında işbirliğine zorladılar da ne oldu? Siyasette iki artı iki, dört etmiyor. O zaman bu işi organize edenler, şimdi CHP’den kendilerine koltuk kaptılar. Ben o zaman da bu işe muhaliftim. 2007’de DSP’nin önünü kesenler, bugün DSP’yi yok etme operasyonuna girmek istiyorlar. DSP, Bülent Ecevit’in ölünceye kadar üye olduğu partidir. Geçmişte Ecevit’i suçlayanlar, şimdi ‘Biz Ecevitçiyiz’ diyorlar. DSP’nin mavi rengi rengimizdir, güvercin amblemimizdir. Halk da bu seçimde mühürünü güvercin amblemine vuracaktır. Durmadan ‘DSP ile CHP birleşsin, oyları bölmesin’ demek, AKP’ye yarar.”

VATANDAŞ BARAJI ÖNCE KENDİ BEYNİNDE İNDİRSİN

DSP’nin, halkın isteklerini önemseyen, ülke için sorun yaratabilecek durumları önceden algılayabilen bir parti olduğuna dikkat çeken Türker, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dün bir teröristin cenazesine bin kişi katılıyorsa, cenaze terör örgütünün bayrağı ile kaldırılıyorsa bunu çok iyi okumak lazım. Demek ki sen orada yoksun. İstediğin kadar ‘Orada çok milletvekiline sahibim’ de, ne önemi var? Seçim sisteminden dolayı oradan vekil çıkarıyorsun, mecbursun. Gel, indir barajı hodri meydan. Ama yapmıyorsun. Sen yapmayacaksan, bunu halk yapacak. Vatandaş barajı kendi beyninde indirsin, o zaman göreceksiniz barajı halk yıkar. Vatandaşlarımıza sesleniyorum; Herkes kendi partisine, beğendiği lidere oy versin, o zaman ciddi bir değişim yaşanır. Kendi beğendiği partiye oy vermeyen kişi, kendini yok saydıran kişidir. Herkes kendi partisine oy vermezse, Hitler yokken Hitlervari bir yönetimin doğması sağlanır. Çünkü muhalefet sinmiş olur.”

DSP DEVLET YARDIMLARINI DEVAM ETTİRECEK

Türker, DSP iktidara gelirse, devlet tarafından yoksullara yapılan tüm yardımların yapılmasına devam edileceğini bildirdi. “Biz bunu iktidardayken zaten kaymakamlar aracılığıyla yapıyorduk ve insanlarımız incinmesin diye kime yapıldığını açıklamıyor, partiyi de araya sokmuyorduk. Bütün yardımlar devam edecek zaten, kesemezsiniz. Çünkü bu, Dünya Bankası tarafından tüm ülkelere tavsiye edilmiş,

‘Yoksullukla Mücadele Programı’nın bir parçasıdır. Hatta eğer yardım veremiyorsanız, bir miktar para vermelisiniz. Biz okula giden bir çocuk için 75 bin lira veriyorduk, AKP iktidarı bunu 30 bin liraya düşürdü, aynı parayı 2,5 kişiye veriyor” dedi.

Kılıçdaroğlu: Öğrenci eylemlerini destekliyoruz

Share

Esnaf temsilcilerini kabulde konuşan Kılıçdaroğlu, ODTܒde öğrenciler ile polis arasında yaşanan arbedeyi parti merkezi yakın olduğu için izleyebildiğini belirterek, “Yaşananları buradan takip ettik. Herhangi bir olay yaşanmadığı sürece öğrenci eylemlerini destekliyoruz.” şeklinde konuştu.

 

CİHAN

CHP’li Şimşek’ten ‘Kültür Başkenti’ isyanı

Share

Berhan Şimşek, CHP İl Binasında düzenlediği basın toplantısında, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı hakkında eski iddialarını tekrarlayarak, Ajans yönetiminin, hedef saptırarak dikkatleri dağıtmaya çalıştığını söyledi.

Ajansın aynı gün içinde aynı sayılı mükerrer bütçe komisyon kararlarıyla, aynı proje için farklı bütçe rakamlarının belirlendiğini iddia eden Şimşek, ”Yerel seçimlerde AK Parti Çankaya İlçe Başkan Adayı Bülent Akarcalı’nın şirketiyle ortaklığı bulunan Argos Kültür Sanat Tanıtım Organizasyon A.Ş’nin İsmet Sıral Müzik Yaratıcı Müzik Stüdyosu Projesi’ne, komisyonun aksi yönde kararına rağmen yapılan bütçe ödemesinin 300 bin TL’yi aştığını” söyledi.

Ajans bütçesinin internet sitesinde yer aldığını ancak sitede yalnızca ne kadar bütçenin mevcut olduğu ve toplam ne kadar harcama yapıldığının yazıldığını belirten Şimşek, hangi projeye ne kadar ödeme yapıldığının ise belirtilmediğini söyledi.

Şimşek, Ajansın Edebiyat Yönetmeni Ahmet Kot’un oğlu Yusuf Kot’un Yazı İşleri Müdürü olduğu ”Caf Caf” adlı mizah dergisinin Yayın Yönetmeni Asım Gültekin’in Edebiyat Yönetmenliğine sunulan ”İstanbul Gülümsüyor Mizah Haftası” projesinin belgelerde yer aldığını, projenin Ajans tarafından da kabul edildiğini ancak bu ilişkiler ortaya çıkınca proje sahibinin yine Asım Gültekin’in başkanlığını yaptığı Mizah Derneği üzerinden sunulmaya çalışıldığını savundu.

Edebiyat Yönetmeni Kot’un, oğlu Yusuf Kot’a ”İstanbul Edebiyat Mevsimi” projesi kapsamında ”Çizgi Roman Atölyesi” adı altında etkinlik yaptırarak, kaynak sağlayıp sağlamadığı sorusunu da yönelten Şimşek, ”Kamunun kaynağını, Ajansın yöneticileri ve yakınlarının kazanç kaynağı haline getirdiniz” dedi.

”Ramazan Etkinlikleri” adı altında referandumdan hemen önce Ajans üzerinden AK Partili belediyelere 10 milyon TL’ye yakın kaynak aktarıldığını iddia eden Şimşek, şunları kaydetti:

”Belediyeler, bu paraları film yapımında kullandılar. ‘Kültürel etkinlik’ adı altında bunu yaptılar, biraz da ‘evet’ iftarları düzenlediler. Şimdi sizin aklınıza gelen soruyu soruyorum, cevabı da içinde; iktidar partisi, referandum öncesi kendi tabanına Kültür Başkenti Ajansı kanalıyla kamunun kaynağını aktardı mı? Gelecek seçimler için iktidar borazancılığı yapanların bu kadar hevesli olmalarının arkasında Ajansın desteği var mıdır? Rakamlar ortadadır. Ajansın destek verdiği bazı şirket sahipleri o dönem kanal kanal dolaşıp Başbakanı öve öve bitiremiyordu. Bugünlerde de önümüze konan özerklik hakkında konuşmalar yapıyorlar. Hem de bu konuşmayı yapan, camiada milliyetçi kimliğiyle tanınan, iktidar partisinden maddi destek alarak, milliyetçileri tabanına katmak amacıyla işbirliği yapan isimlerden biri. Bu isme film yaptığı için mükerrer kararla 2 milyon 800 bin bütçe desteği verildi mi? Ajansın 2 milyon 3 milyonluk destekler verdiği ‘Şenlikname’, ‘Mahpeyker’, ‘Sultanın Sırrı’ adlı filmler gişeye gömülmüş durumda.”

Berhan Şimşek, önceki basın toplantısından sonra Ajansın kendisine yönelik 100 bin liralık tazminat davası açacağını açıkladığını anımsatarak, ”Ben rica ediyorum, 100 milyarlık değil, 500 milyarlık dava açsınlar ve Cumhuriyet savcılarını da göreve davet ediyorum. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Projesi birilerini zengin etme projesidir ve öyle olmuştur. Cumhuriyet tarihinin en büyük rezaletlerinden biridir bu. Deniz Feneri’nden daha büyük bir rezalettir bu. Eş, dost, tarikat, cemaat sarmalı içinde bu işi götürmüşler” diye konuştu.

AA

Melih Gökçek:

Share

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Ankara olarak EXPO’yu çok istediklerini belirterek “Söke söke alacağız” ifadesini kullandı. 

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ise Gökçek’in açıklamalarını “gayrı ciddi” bulduğunu belirterek “Sayın Gökçek kendisine başka bir etkinlik bulsun” dedi.

TRT EKRANLARINDA TARTIŞTILAR

TRT haber’de yayınlanan Merkez Haber, 2011’in ilk büyük tartışmasına ev sahipliği yaptı. Dünyanın en büyük fuarı olan EXPO’nun 2020 adaylığı için Ankara ve İzmir arasında süren yarış, iki belediye başkanını da karşı karşıya getirdi. TRT Ankara ve İzmir Stüdyolarına canlı yayın konuğu olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Elif Akkuş’un sorularını yanıtladılar.  

“İZMİR GEREKLİ GAYRETİ GÖSTERMEDİ”

İzmir’in 2015 EXPO’su için şansını denediğini ve başarılı olamadığını söyleyen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, “Oylamanın son gününde Cumhurbaşkanımızın gidip özel kuliste bulunmasına rağmen İzmir EXPO’yu alamadı. Bunun nedeni daha önce İzmir’in gerekli gayret ve gerekli kulis faaliyetleri içerisinde bulunamamasıdır. Bu bir çalışma gerektiriyor. Uluslararası münasebetler gerektiriyor. Bunu yapamadığınız takdirde EXPO avucunuzdan uçup gidiyor. Ve Nitekim Milano’ya uçtu” diye konuştu. 

‘ŞANGAY’DAN DESTEK ALDIM’

İzmir’in ilk toplantısını önceki gün yaptığını, kendilerininse yaklaşık 4 aydır EXPO adaylığı için hazırlandıklarını söyleyen Gökçek, “Bu tartışmayı bırakmak, yarışmayı kökünden kesmek için somut bir önerim olacak; EXPO seçiminde en önemli faktör Şangay Belediyesidir. Son EXPO Şangay’da yapıldı. Şangay Belediye Başkanı, burada bir nevi devlet başkanı hüviyetinde olan bir zattır. Bu konuda ağırlığını nereye koyarsa yüzde 90 o il dünya çapında EXPO’yu almaya adaydır. Ben Şangay Belediye Başkanı’yla bizzat medyanın huzurunda konuşup Ankara’ya kesin destek vereceğinin sözünü aldım. Şangay’ a soralım kimi diyorsa onun peşinden gidelim” dedi.

Hazırlıklarının ‘Çocuklar geleceğimizdir’ sloganıyla sürdüğünü söyleyen Gökçek, bu temanın tüm dünyada çok cazip karşılanacağına inandıklarını sözlerine ekledi.
 

“ŞANGAY İDDİASI GAYRİ CİDDİ” 

 “Şangay Belediye Başkanı’nın onayını almadan aday olan kent kaybeder iddiasını gayrı ciddi bulduğumu ifade etmek isterim” diyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ise,  “Şangay, Çin Halk Cumhuriyeti’nin önemli bir ili. Ancak belediye başkanının tek seçici olduğuna konuyu indirgemek hem Çin Halk Cumhuriyeti devlet başkanı ve yöneticilerine doğru bir yaklaşım değil hem de sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımıza için doğru bir yaklaşım değil. Bizim adayımıza Hükümet katkı yapmasın, Şangay Belediye Başkanı belirlesin demeyi hem Ankaralı hem İzmirli hem de tüm vatandaşlarımızın takdirine bırakıyorum” şeklinde konuştu.

Kendilerinin adaylık için Ankara’nın çalışma yapmasını engelleme ya da  söz söyleme yetkilerinin olmadığını belirten Kocaoğlu, “Ama Sayın Gökçek’in ‘İzmir beceremedi çalışmadı, uluslar arası diplomasiyi bilmiyor’ şeklindeki yaklaşımı sayın Gökçek’in siyaset anlayışı ve iş yapma anlayışı ile ilgili bir konudur” dedi. 

“GÖKÇEK BAŞKA BİR ETKİNLİK BULSUN”

EXPO için Türkiye’den ilk girişim yapan il olduklarını söyleyen Kocaoğlu, “Sayın Gökçek’ten dileğim kendisine başka bir etkinlik bulmasıdır” diye konuştu. 

Dünya Kupası ve Olimpiyatların ardından dünyanın üçüncü büyük organizasyonu ve en büyük fuarı olan EXPO, 1851 yılından bu yana düzenleniyor. Ev sahibi şehre ortalama 20 milyar dolarlık yatırım çeken, 6 ay boyunca açık kalan fuar beş yılda bir düzenleniyor. Kurulumuna en az 15 bin dönüm alanın gerektiği EXPO için İzmir 2005 yılında yapılan finalde yarışmış ve fuarın 2015 organizasyonunu Milano’ya kaptırmıştı.

Demir’den ‘Fatsa ile tartışma’ haberine yalanlama

Share

Demir, yaptığı açıklamada, bugün Sözcü gazetesinde yer alan, “Vekil, Bakanın üzerine yürüdü” başlığı altında yer alan haberlerle ilgili açıklama yaptı. Bakan Demir, AK Parti Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa arasında haberlerde yer aldığı gibi bir konuşma, ya da bir tartışma yaşanmadığını kaydetti.

 

CİHAN

Vural: ‘Torba Tasarı’ çorbaya döndü

Share

Vural, Belediye-İş Genel Başkanı Nihat Yurdakul ve beraberindeki şube başkanlarını kabul etti.

Yurdakul, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşmeleri süren, bazı kanunlarda değişiklik öngören ”Torba Tasarı”ya yönelik eleştirilerini dile getirdi.

Nihat Yurdakul, tasarının, ihtiyaç fazlası belediye ve il özel idaresi işçilerinin, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığının taşra teşkilatlarına gönderilmesini düzenleyen maddesine karşı çıktıklarını belirtti. Yurdakul, işçilerin rızası alınmadan, işverenin insafına terk edildiğini söyledi.

Yurdakul, bu maddenin, 174 bin belediye ve 30 bin il özel idaresi işçisini, aileleriyle birlikte mağdur edeceğini belirterek, ”Biz üyelerimizin mağdur olmasını, ailelerinin parçalanmasını istemiyoruz. Biz aidat peşinde de değiliz” dedi.

Nihat Yurdakul, tasarının, güçlülere karşı güçsüzleri korumadığını, güçlüleri daha da güçlü yaptığını öne sürdü.

-”ALLAH DAHA İLERİSİNDEN KORUSUN”-

Oktay Vural da ”Bir ülke düşünün ki çalışan kişinin nerede çalışacağı, çalışıp çalışmayacağı belli değil. Kalkıp, barış ve huzurdan bahsediyorlar” dedi.

Endüstriyel ilişkiler sisteminde, sosyal barışın bozulduğunu, emeğin horlanır hale geldiğini ifade eden Vural, şöyle devam etti:

”Bugün geldiğimiz noktada adını koydukları ileri demokrasi bu olsa gerek. Bu; ileri demokrasiyse, Allah daha ilerisinden milletimizi korusun. İl özel idareleri, belediyeler taşeronlaşma, hizmet alım yoluyla bunları yaparken, burada hizmet yapan işçileri başka yerlere gönderiyorlar. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Bunun adı; AKP, insanlarımızı tehdit ediyor. Önümüzde seçim var. Oy tehdidiyle, ‘sizi gönderebiliriz’ denilecek. İşçilerin nakil yoluyla bir başka yere gitmesini öngören kanun teklifimiz var. Bu teklifin, tasarıyla birleştirilmesini istedik ancak kabul etmediler. Torba tasarı, çorbaya dönüştü, her şeyi içine koyup, bu yolla bir sürü hak mahrumiyetine gidiliyor. Bu sosyal güvenlik sisteminin, çalışanlara ve prim ödeyenlere maliyeti çok daha fazla olacaktır.

Sustukça sıra hepimize gelmeye başladı. Herkese sıra geliyor, medya, işçi, esnaf sustu, sıra onlara geldi. Herkesi susturarak, bir dikensiz gül bahçesi oluşturmak istiyorlar.”

AA

TRTsohbetFM
Son Yorumlar
    Takvim
    Mayıs 2012
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Nis    
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    28293031