Ay’a Neil Armstrong, Edwin Aldrin ve Michael Colins’den önce belirlenmeyen bir cismin indiği, ABD’li bilim insanlarının bunu fark ettiği ancak Ay’a gitme misyonunu tehlikeye atmamak için 40 yıl boyunca bu fotoğrafın sır gibi saklandığı belirtildi.
NASA’nın AS11-40-5854HR katalog numarasıyla sakladığı fotoğrafta Ay’ın üzerinde konuşlanan belirsiz cismin gölgesi de fark ediliyor. Bilim adamları gölgesi olan bu cismin Ay’a ait olmadığını belirtiyor. Bilim çevreleri, şimdi şu soruyu tartışıyor. Ay’a Neil Armstrong’dan önce başkaları mı indi?
Esra Cengiz’in haberi
Bankacı, tasarımcı, öğrenci… Twitter cumhuriyeti ünlülerini yarattı ve bu kez ünlüler, sıradan vatandaşı takibe aldı.
Pek çoğumuzun sosyal medyayla ilişkisi Facebook ile başladı. Arkadaş ve eş-dostla buluşmak için aracılık yapan bu ağ, zamanla pek de hoşlanılmayan bir hale büründü. Facebooktan elini eteğini çekmeye başlayanlara, az okunmaktan şikayet eden blog yazarlarını ekleyin, üstüne bir de ABD medyasının sürekli aynı siteyle ilgili yaptığı haberleri koyun.
İşte 2010da pek çoğumuzun Twitter bağımlısı olmasının esbabımucibesi.

Twitterda bir hesap açtıktan sonra bir süre E, şimdi ne yapacağım ben diye düşünüp boş boş bakmanız, kimi nasıl takip edeceğinizi bilememeniz normal. Ama sonrasında tweetlerinden hoşlandığınız birileriyle mutlaka karşılaşıp onları takip ediyorsunuz, tanımadığınız insanların sizi takibe almasından mutluluk duyuyorsunuz.
ARTIK ÜNLÜLER TAKİP EDİYOR
Bazıları eğlenmek, bazıları siyasete, iş, aile ve gönül ilişkilerine öfke kusmak, bazıları da haber ve bilgi almak için kullanıyor bu platformu. Ünlüler, politikacılar, gazeteciler bir tweet kadar size yakınken elbette bunun nimetlerinden faydalanmak isteyenler çoğalıyor. Cumhur-başkanı Abdullah Gülden parti başkanlarına kadar neredeyse Twitter hesabı olmayan devlet adamı ve siyasetçi artık yok. 2010un belki de en çok hatırlanacak haberleri işte bu yüzden Twitter ile ilgili olanlar.
Dünya genelinde 220 milyondan fazla kullanıcısı olan bu ağ, geçen yıl Türkiyede kendi ünlülerini yaratmasıyla da konuşuldu. Binlerce kişi tarafından takip edilen twittercılar kitaplar, köşeler yazmaya, televizyon programları hazırlamaya başladı.
Belki çok küçük bir kitleyi ilgilendirdiğini düşünebilirsiniz ama unutmamak lazım ki aralarından bir kısmının ağzından çıkan her kelime anında binlerce kişiye ulaşıp belli bir etki yaratıyor.
HERKESİN UZLAŞMASI MÜMKÜN DEĞİL
Belki de bu nedenle kimileri beğenerek takip ettiği ünsüzlerin ünlü olmasından pek de hoşnut olmadı. Geçen yılın ilk aylarından beri platformun içinde buna bağlı ilginç tartışmalar yaşanıyor. Bunlardan sonuncusu birkaç hafta önce yine bir televizyon programı sonucunda patlak verdi. Yaklaşık 20 bin takipçisi olan ve Nooboody ismini kullanan Funda Tekinerin program ekibi tarafından Twitter Fenomeni olarak lanse edilmesi ve takipçilerinin bir kısmının Tekinerin programdaki tavırlarını fazla kendinden emin bulmasıyla ilginç bir polemik ortaya çıktı. Tekiner, eleştirilere yanıt verse de tepkiler fazlalaşınca çareyi hesabını kapatıp Twitterdan çıkmakta buldu.
Peki nedir bu Twitterın ünsüz ünlülerinin halet-i ruhiyyesi? Sanal dünyada binlerce kişinin takip ettiği bu kişiler günlük yaşamlarında nasıl insanlar? Bu sosyal ağ hayatlarını nasıl etkiliyor? Hem bu tartışmalara karışan hem de Twitterda binlerce takipçisi olanlara bu soruları sorduk. İşte yanıtları…
Twitterın en ünsüz ünlülerinden biri kuşkusuz cerilevis hesabıyla yazan Ömür Özdemir. İlaç sektöründe çalışan Özdemirin 17 binden fazla takipçisi var. Özdemire öncelikle bu kadar kişinin neden onu takip ettiğini ve Twitterın gündelik yaşamını nasıl etkilediğini soruyoruz. Yanıtı şöyle oluyor: Eğer kendinize ait bir tarzınız varsa bir şekilde yüksek takipçi sayısına ulaşıyorsunuz. Tribünlere oynamak için yazmadığınızda yani tweetlerinizde samimiyet hissedildiğinde sizi mutlaka fark ediyorlar. Aslında takipçi sayısının fazlalığı birinin çok kaliteli ve güzel yazdığını göstermez. Takipçin arttıkça tabii ki daha dikkatli yazmaya başlıyorsun. Mesela ben genellikle siyasetçilerin ve ünlülerin açıklamaları üzerine yazıyorum. O açıklamalarda tarih ya da içerik olarak hata yapmaktan çekiniyorum. Mesai saatleri dışında genelde Twitterım hep açık ama gün içinde cep telefonumdan tweet girdiğim de oluyor.
Özdemir, en son katıldıkları TV programında yaşanan fenomen tartışmalarıyla ilgili ise şunları söylüyor: Kimse kendisine fenomenim demez. Programcılar öyle yazdığı için bu tartışma başladı. Zaten Twitterda herhangi bir konuda uzlaşma sağlayamazsınız ki. Farklı düşünce ve bakış açısı olan binlerce insan var. Çok ciddiye almamak lazım her şeyi.
DIŞARDA ANLAMI YOK
Twitterda kutup_zencisi takma adıyla yazan ve 7 binin üzerinde takipçisi olan Oğuz Asma hesabını 2009da açmış ama aktif olarak 2010da kullanmaya başlamış. Elektrik-elektronik mühendisi olan Asma, iş nedeniyle Tanzanya, Sudan ve Ugandada dört yıl yaşamış. Twitterda çok takipçin olmasının yolu çok takipçisi olanların senin yazdıklarını retweet etmesinden geçiyor diyen Asma, Twitter ile ilgili şunları da anlatıyor: Takipçi sayısı yüksek olanların kendisine göre bir üslubu oluyor. Benim özel olarak yazdığım bir konu yok, her konuyu tiye alıyorum, aforizmalar yapıyorum. Çok kişi izliyor aman dikkatli yazayım dersen Twitterın ruhuna aykırı davranmış olursun. Çünkü beni izleyenler rahat yazdığım için izliyor. Burada çok takipçinin olması aslında çok bir şey ifade etmiyor. Çünkü Twitter kullanmayan birine o dünyada ne kadar takipçin olduğunu anlatman çok saçma. Kaldı ki takipçilerinin bile seni tanıması zor.

BERRAK BENİ TAKİP ET!
Aras Öztürk, Twitter alemindeki adıyla Samihazinses, hesabını iki yıl önce açmış ve kısa sürede 13 bin takipçiye ulaşmış. Öztürk, blogu ve Twitterdaki popülerliği sayesinde bir kitap yazdı. Gayet samimi bir şekilde Twitterda bu hesabı kızlarla tanışmak için açtım diyor.
Öztürk, sanılanın aksine zamanının az bir kısmını Twitter başında geçirdiğini söylüyor: Bu kadar çok takipçimin nasıl olduğunu hiç bilmiyorum. Twittera çok sık girmiyorum artık. Ben çok depresif, romantik ve siyasi yazanları takip etmiyorum. Gülüp eğlenmek için burada varım sonuçta. Ama Berrak Tüzünataçı takip ediyorum, o beni etmiyor, zoruma gidiyor. Buradan sesleniyorum, Berrak beni takip et!
Öztürk de Twitterdaki popülerliği abartmamak gerektiğine inanıyor: İki hafta girmezseniz kaybolur gider herkes. Pijamalarımı göbeğime kadar çekip yazıyorum, kim olduğum kimsenin umurunda değil. Binlerce kişinin beni takip etmesi öyle egomu şişirmiyor.
Takipçi sayısı önemli olsa bırakmazdım
ÜNSÜZLERİN polemiğine konu olan ve Twitterda Nooboody ismiyle yazan Funda Tekiner 20 yaşında. Modellik yapan ve üniversitede moda tasarımı okumaya hazırlanan Tekiner, Sosyalmedyatv programında fenomen olarak konuk edildiği ve takipçi sayısını artırmak için önce herkesi takip edip sonra vazgeçtiği için eleştirildi. Sanal ortamda tartışmalar devam ederken de hesabını kapattı. İşte Tekinerin eleştirilere yanıtı: Twittera girdikten iki ay sonra takipçi sayım bindi. Acemiliğimi attıktan ve yazılarımı güçlendirdikten sonra üç ay gibi kısa bir sürede 12 bine yakın izleyici oluştu. Programda benden internet fenomeni olarak bahsedilmesinden tabii ki rahatsız oldum. Fenomenlik çok başka bir şey. Fazla takipçi sayısına ulaşmak için 10 bin kişiyi önce takip edip sonra silmekle suçlandım. Böyle bir şey mümkün değil. Benim için takipçi sayısı önemli olsa zirvede bırakıp gitmezdim. Çok takipçinizin olması egosal bir tatmin yaratıyor. Yaratmıyor diyen yalan söyler. Ben bunu tüm doğallığımla açık açık söylediğim için tepki aldım. Bu tartışmalarda insanların ne kadar ikiyüzlü olduğunu anladım. Sokakta bir insan linç olsa tüm Twitter ahalisi ayağa kalkar, bir köpek ezilse tüm Twitter canla başla kınar. Beni orada linç etmekten beter etti bazı kişiler ve kimsenin sesi çıkmadı. Hesabımı pes ettiğim için değil insanlara ders olsun diye kapattım.
Cumhurbaşkanı Gülü 150 bin kişi izliyor
Twitterda en çok takipçisi olan isim 152 bin kişiyle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlunun 61 bin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçelinin ise 20 bin takipçisi var. Sanat ve eğlence dünyasının ünlüleri arasında 100 binin üzerinde takipçisi olanlar Sertab Erener Demet Akalın, Cem Yılmaz ve Nil Karaibrahimgil.
ABDdeki kadar hızlı yayılıyor
DOKUZ yıldır ABDde yaşayan ve bir holdingin finans bölümünde çalışan Ozan T., Twitterda komikpanda ismiyle yazıyor ve işi sebebiyle soyadını açıklamıyor. Twitterda altı ayda beş binin üzerinde takipçisi olan Ozan T., Twitterla ilgili sorularımızı ve yaşadıklarını anlattı: ABDde milyonlarca kişi Twitterda ve Türkiyede de iki yıl içinde ciddi şekilde bu sayı artacak. Benim Twitterda olmamın sebeplerinden biri özgürce kendimi ifade edebilmek, insanlar ve olaylar hakkında düşündüklerimi okuyanlarla paylaşabilmek. Mesela aileme veya patronuma söyleyemediğim şeyleri yazmak beni rahatlatıyor. Yazdıklarım yüzünden takipçi sayımın azalmasından korkmuyorum, sadece takipçi olarak gelen önemli kişi sayısı arttıkça yazdıklarıma daha çok dikkat etmeye başladım. Benim için Twitter tamamen bireysel mutluluk alanı ve Türkiye özlemimi giderme aracı. Twitter fenomeni bence insanlara çok büyük sorumluluklar yükleyen bir tanımlama. Nooboodyi bir TV programında izledim ve programda söyledikleriyle ilgili kendisine üç değil altı aydır Twitterda olduğunu ve yaklaşık altı bin kişiyi önce takip edip sonra bıraktığını hatırlattım. Yazdıklarım sert ve onu aşağılayıcı şeyler değildi. Birçok kişi yazdıklarımı destekledi ve olay büyüdü. Bence bana verdiği cevaplarla herkese kendisi malzeme verdi.
Her gün 98 milyon tweet atılıyor
Dünyada ilk tweet, Twitterın kurucusu Jack Dorsey tarafından 2006da atıldı. Twitter dalgası, her geçen gün büyümeye devam ediyor. Piyasa değeri 3.7 milyar doları bulan bu mikro blog sitesinin şu an 225 milyondan fazla kullanıcısı var. Her gün tüm dünyada 98 milyon tweet yazılıyor. Araştırmalara göre twitter kullanıcılarının yüzde 63ü 35 yaşın altında. Kullanıcıların yüzde 58inin yıllık geliri 60 bin doların üzerinde. Perşembe ve cuma, Twitterın en aktif olduğu günler. 22.00 ve 23.00 arası ise Twitterın en yoğun olduğu saatler.
Ruh sağlığı bozulan var
Twittera beş ay kadar önce giren ve ortadunyasakini hesabıyla yazan üniversite öğrencisi Erhan Çırakın 5 bine yakın takipçisi var. Çırak, kendi Twitter serüvenini ve fenomen tartışmasını şöyle özetliyor: Takipçi sayım bir gazetecinin bir tweetimi yazmasıyla aniden artış göstermeye başladı. Takipçi sayısını önemseyen birçok yazar var. Bunun en önemli nedeni yüksek izleyici sayısına sahip olan yazarlara gelen bazı teklifler. Kitap yazmak ve televizyon programlarına çağırılmak gibi. Fenomen tartışmasının başlamasına vesile olan ilk tweeti ben yazmıştım. Daha sonra diğer yüksek izleyici sayısına sahip olan yazarların dahil olmasıyla büyüdü ve Nooboody adıyla yazan kişinin hesabını kapatmasıyla sonra erdi. Bu kişinin programda internet fenomeni olarak tanıtılması benim de dahil olduğum bir grup tarafından ağır olarak eleştirildi. Bunun sebebi Noobodynin uyguladığı önce binlerce insanı takibe almak, daha sonra onlar tarafından takibe alınınca da takibi bırakmaktı. 140 karakterle, anlık duygu ve düşüncelerini ifade eden insanların fenomen olarak tanıtılmaması gerektiğine inanıyorum. Ruh sağlıklarını dahi bozabilecek ego sorunlarıyla karşılaşılan bu insanları, bu mecrada görmeye başladık. Bilgisayarının başına geçtiği anda kendisini fenomen, Twitterdan çıkış yaptığı anda ise öğrenci, bankacı ve ev hanımı olarak gören insanlar kişilik bölünmesi yaşayabiliyor.
Fenomenliği medya uydurdu
Savaşlar hala sıcak, fazla ilerlemiş olamayız. Bu, tasarımcı-illüstrator Evrim Güvençin tweetlerinden biri. Güvenç, Twitter macerası ve milyonlarca kişinin müptelası olduğu bu sosyal ağla ilgili şöyle konuşuyor: Yazdıklarımda belli bir konsept yok ama geçenlerde takipçilerimden biri Tevriye sanatı yapıyorsun demiş bana. Bu kadar kişinin beni takip edeceği aklıma gelmezdi. İlk zamanlar birini bin kişinin takip ettiğini görünce Bu kesin ünlüdür diyordum. Çok kişinin seni takip etmesi meselesi var. Takipçinin artması insanın havasını filan değiştirmiyor. Bu tartışmalar çok anlamsız. Sonuçta sokakta kimse seni tanımıyor. Twitter bir ürün, sen de bunun bir parçası oluyorsun. Fenomen sıfatı da medyanın uydurması. Sonuçta insanlar burada ünlülerle ve maymunluk yapanlarla dalga geçiyor. Eğer maymunluk yaparsam benimle de dalga geçilecek tabii. Burası sadece bilgi akışı sağlayan bir araç.
STAR GAZETESİ – PAZAR
Özel günlerde yaptığı logolar ile takdir kazanan arama motoru Google, İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Akif Ersoy’u da unutmadı.
Şairin doğum günü olan 20 Aralık için özel logo jesti geleneğini devam ettiren Google’ın Türkiye sayfası ”www.google.com.tr” adresine girenler, Mehmet Akif Ersoy için özel tasarlanmış logoyla karşılaştı.
İHA
Web tasarımı günümüzde çok sayıda insanın ilgilendiği bir sektör haline geldi. Yığınla farklı format arasından hangisinin size en uygun olduğunu kestirmek zor.
Fakat öyle ya da böyle, hepsinin çeşitli tasarımlara ihtiyacı var. Teknoloji sitesi ShiftDelete.Net, hazırladığı eğitim yazısıyla Photoshop’ta bir web sitesinin en temel ögelerinden birinin tasarımını anlattı…
![]()
Eğitimi görmek için tıklayınız
Buton Tasarımı
1. Rectangle Tool ile istediğimiz boyutlarda bir dikdörtgen çiziyoruz. (Siz isterseniz daire ya da kare biçimlerini kullanabilirsiniz. Kullanacağınız renk de tamamen size bağlı) Sonrasında oluşturduğumuz objemizin bulunduğu layer’a sağ tıklayarak Blending Options‘a geliyoruz.

:: Web Tasarımıyla ne kadar ilgisiniz?
Yazan: Erkam Evlice
Windows Messenger’dan bıktınız ve yepyeni tatlar mı arıyorsunuz? Belki de zamanın efsaneleri, ICQ, mIRC ve nice yazılımı deneyerek eski günlere dönüş yapmak isteyebilirsiniz. Eğer klasik yazılımları bir kenara bırakıp, farklı uygulamalar peşindeyseniz de, kesinlikle doğru makaleyi okuyorsunuz.

Diğer Programlara Ulaşmak İçin Tıklayınız
Web kameranızdan yayınladığınız videolara farklı efektler vermekten, HD kalitesini tatmaktan, konferans görüşmelere kadar her şeyi başarabileceğiniz envai çeşit aracı, okuyucularımızla paylaşıyoruz. Teknoloji sitesi ShiftDelete.Net insanlarla sosyal iletişim kurmanın farklı yollarını gösteren bir yazı hazırladı….
Webcam MAX
Webcam MAX ile sevdiklerinizle, web kamerası üstünden sohbet edebiliyorsunuz ancak asıl yeteneği, bu videoları kaydetmek ve onlara yepyeni efektler eklemek (söz gelimi kafanıza bir korsan şapkası kondurabilirsiniz) yönünde. Araca sahip olmak için bağlantıya tıklayabilirsiniz.

:: Hangi sohbet yazılımını tercih ediyorsunuz?
SDN – ShiftDelete.Net
Teknoloji dünyası yine hareketli bir yıl geçirdi. Kimi yenilikçi, kimi mevcut teknolojilerde çıtayı yükselten pek çok yeni ürün akıllarda kaldı. 2010′da bilişim, telekomünikasyon ve mobilitenin ustaca birlikteliğinden yeni bir kategori doğdu.
Ntvmsnbc
Prince of Persia gibi bir fenomene imza atan Ubisoft, oyun dünyasının zirvelerinde dolaşan bu müthiş ismi, kendi elleriyle hazırladığı Assassins Creed ile geçmeyi başardı.
Prince of Persianın dar alanları ve tek düze devam eden, özgürlük sunmayan yapısını yerlebir eden firma, ortaya yeni bir yıldız çıkardı!
2007 yılında raflarda yer bulan ilk Assassins Creedde, kalıtsal hafıza üzerinde yürütülen bir araştırmanın parçası olan Desmond Milesı kontrol ediyoruz.
Onun hafızasının en karanlıklık köşelerine ulaşan bilim adamları, Milesın atası olan ve 1191 yılında yaşamış Altair adlı Haşhaşin Tarikatı üyesi bir suikastçıdan haberdar oluyor.

Oyundaki Dinler Savaşı Temasıyla İlgili Derinlemesine Bilgiyi Görmek İçin Tıklayınız
Bu andan itibaren asıl oyun başlıyor. Desmonddan ziyade, Altairi kontrol ederek, tarihin karanlık sayfalarında, gerçekte yaşamış kişilere suikastler yapıyoruz… Oyun, Piece of Eden denen ve illüzyonlar yaratma özelliğine sahip olan tarihi eseri ele geçirmemiz ile son buluyordu.
Peki serinin yeni halkası ne kadar başarılı? Dinler arası savaşı konu alan hikaye neleri anlatıyor? Teknoloji sitesi ShiftDelete.Net, yaptığı derinlemesi incelemeyle tüm bu konuları ele aldı.
:: Assassin’s Creed Brotherhood’un haşhaşinler ve dinler savaşını ele alması sizce ne kadar doğru?
SDN – ShiftDelete.Net
MiniNova ve Piratebay gibi torrent siteleri ardı ardına kapansa ve Limewire gibi yazılımlara dava üstüne dava açılsa da (Ücretsiz MP3 İçin Bir Darbe Daha), torrent programları ve P2P araçları, bir şekilde popülerliklerini korumaya hâlâ devam ediyor. Bu durumun oluşmasında, Çin gibi dev kopya cennetlerinin de payı büyük.

Diğer Programları Görmek İçin Tıklayınız
Dikkat!
P2P ve torrent paylaşım araçlarının en iyilerini, en hızlılarını ve en güvenlilerini öğrenmeye ne dersiniz? Cevabınız “Evet” ise yazımıza buyurun. Bununla birlikte belirtelim, araçlar ne kadar iyi olursa olsun, buralardan yayılan dosyalar zararlı kodlar içerebiliyor. Teknoloji sitesi ShiftDelete.Net, en hızlı ve güvenilir Torrent programlarını biraraya getirdi.
BitComet
BitComet, 1.25 sürümüyle birlikte DNS alıntılarına da izin verebiliyor. Bilinen tüm tarayıcılara entegre olma yeteneğinin yanında, sohbet ve ön izleme motorları sunmayı ihmal etmiyor. BitComet ile hem P2P, hem de torrent dosyaları indirebiliyor. Yazılımı edinmek için bağlantıya tıklayabilirsiniz.

uTorrent
Önceki sürümlerde görünen düşük bağlantı hızı sorunları, son sürümle aşılmış. BitComet’in özelliklerinin çoğunu sunan uTorrent, epey zeki bir araç. Belli bir indirme kotasına ulaştığınızda, günlük erişiminizi askıya alıveriyor. Yazılımı indirmek için bağlantıya tıklayabilir
:: Paylaşım motorlarının kapatılması hakkında ne düşünüyorsunuz?
SDN – ShiftDelete.Net
ABD’nin bilimi destekleyen, hükümete bağlı önemli kuruluşu Ulusal Bilim Vakfındaki tek Türk direktör Semahat Demir, beyinle ilgili hem hastalıkların teşhis ve tedavisi hem de beyin-bilgisayar arafazları konusunda önemli çalışmalar bulunduğunu belirterek, “uzun vadede insansı robotların gerçek olacağını” söyledi.
Ulusal Bilim Vakfında biyomedikal mühendisliğinin yanı sıra 17 farklı bölümün direktörlüğünü yapan Demir, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, kurum olarak birçok bilimsel çalışmaya fon verdiklerini söyledi.
Bilim alanındaki gelişmeler ve yeni buluşların, hastalıkların tedavisi ve insan yaşamının kalitesini artırmada etkili olacağını belirten Demir, bu nedenle sadece çalışmalara fonlar vermeyip aynı zamanda bu projelerin başarılı olması için de ciddi çaba harcadıklarını söyledi.
Demir, kendisinin de uzmanlık alanı olarak, uzun yıllardır beynin ve kalbin matematiği üzerinde çalıştığını belirterek, işine çok tutkuyla bağlı olduğunu ve bu konularda incelemeler yapıp geleceğe olumlu etkilerden bulunmaktan çok mutlu olduğunu belirtti.
Semahat Demir, “Hücre seviyesindeki elektriksel aktiviteleri inceleyip kalp hastalıklarına bakıyoruz. Bunları bilgisayar modelleriyle sanal ortamda canlandırıyorum, böylelikle kalp ve kalbi etkileyen hastalık önlenmesine yönelik ilaçların geliştirmesinde bilgisayar simülasyonları yapıyorum. Bir nevi kalbin matematiğini inceleyip gelecekte ilaç ve diğer tedavilerde ne kullanılabilir, ona bakıyorum. Benzerini beyindeki hücrelere de yapıyorum. Çünkü bunun temeli matematik aslında” dedi.
BEYİN HASTALIKLARININ TEŞHİS VE TEDAVİSİ KOLAYLAŞACAK
Beyin konusundaki çalışmalarla ilgili soruları yanıtlayan Demir, bu alandaki çalışmaların ikiye ayrıldığını söyledi.
Demir, bunlardan biri olan tümör gibi “hastalıkların teşhis ve tedavisine” yönelik çalışmaların çok hızlı ilerlediğini kaydetti. Bu noktada, MR aletleri gibi beyni dıştan görüntüleme sistemlerinin geliştirilmesinin önemine dikkati çeken Demir, beyinden iyi görüntü alınabilmesinin, doktorların, sonuçlara bakar bakmaz hastalığa dair ayrıntılı fikre sahip olmasını sağlayacağını vurguladı.
Demir, kurum olarak verdikleri fonların da bu alanlardaki ilerlemeleri hızlandırdığını, yakın gelecekte tümör gibi beyinle ilgili hastalıkların teşhis ve tedavisinde önemli gelişmelerin tıp dünyasında yerini alacağını kaydetti.
DOKUNMADAN NESNELERİ HAREKET ETTİRMEK MÜMKÜN OLACAK
Demir, beyin konusundaki ikinci tür çalışmaların ise beynin çalışma sistemini anlayıp bunu bilgisayarlara uygulamayla ilgili olduğunu söyledi.
Sadece yüzde 1′i bilinen beynin daha çok çözülebilmesi için çalıştıklarını belirten Demir, bu tür çalışmaların teşhis ve tedavi yöntemlerine göre daha yavaş ilerlediğini, ama daha uzun vadede burada da başarılar elde edileceğini kaydetti.
Demir, “Beyin, analiz edilmesi gereken müthiş bir sistem. Ama en zor ve en geç öğreneceğimiz de beyin. Yine de tabii ki bu alandaki gelişmeler de başarıya ulaşacak ve hayata geçecek” dedi.
Bu kapsamda kurum olarak “beyin-bilgisayar arafazları” üzerine de fonlar verdiklerini anlatan Demir, bu alanda kendilerinden destek alan “büyük çalışmalar olduğunu” belirtti.
Demir, beynin düşünce sistemini anlamanın, insanlık tarihi açısından çok önemli bir gelişme olacağına işaret ederek, “Beynin düşüncesi sayesinde insanın bir niyeti olur. Bunu çözebildiğimizde, sadece beynin komutuyla, hiç dokunmadan uzaktaki aleti kıpırdatmak mümkün olacak veya robot gibi cihaz yaptıysanız, o sizin beyninizin sinyallerine göre sizin yerinize harekette bulunacak” diye konuştu.
PİLOTLARA BEYNİ OKUYAN KASKLAR
Buluşların insan hayatını kolaylaştırmasını amaçladıklarını belirten Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Mesela pilotlar o kadar zor bir durumda çalışıyorlar ki, her an aniden hareket edip uçağı yönlendirmeleri gerekebilir, ama bunu o kadar hızlı yapamayabilirler. Ama pilotun düşüncesini okuyabilen bir kasktan olursa, kolunu kıpırdatmadan, düşüncesini kullanarak uçağı kıpırdatma ve ani durumlarda hızlı hareket etme imkanı da olabilir.
Bu alandaki gelişmelerin tıp alanına da önemli katkıları olacak. Örneğin bir kimsenin kolu kopmuşsa ve doğal olarak beyinden sinyal alamıyorsa doğal ve yapay bir kola sahipse, bu kola beyinden sinyal gönderilmesi sağlanacak. Böylece kişi yapay kolunu rahatlıkla kullanabilecek. Yani eğer beyin şekilde dışarıdaki bir kutuyu yönlendirebilirse, bu takma kolu da yönlendirebilir. Düşünceyi anlamak, niyeti anlamak, bunu motor aktivitesine geçirmek çok önemli.”
Semahat Demir, beynin daha fazla çözülmesinin, depresyon gibi hastalıklarda insanların kendilerini daha fazla kontrol edebilmesini de sağlayabileceğini, otizm, alzheimer gibi hastalıkların tedavisine de yardım edilebileceğini söyledi.
İNSANSI ROBOTLAR DA UZUN VADEDE ORTAYA ÇIKACAK
Yapay organlar gibi konularda 5-10 yıl sonra sonuç almayı beklediklerini vurgulayan Demir, bilim-kurgu filmlerinin vazgeçilmezi olan ve gelecekte düşünen robotların insanlığın kontrolünü eline geçirebileceği gibi senaryoları da beraberinde getiren “insansı robotların” ise kısa dönemde olmasa bile uzun vadede hayata geçeceğini söyledi.
Demir, şunları kaydetti:
“İnsansı robotlar da uzun vadede yapılacak. Şu an Japonya bu konuda çok ileride. İnsanın duygularını anlayan bir robot yapılabilecek. Bir kişi evde çalışırken işyerinde onun bir robotunun bulunması gibi. Bunlar yapılacak ve yapılmakta olan şeyler, ama beyin o kadar karışık bir sisteme sahip ki, insanın beynini taklit edip bilgisayar yapmak çok uzun vadeli bir iş.
Sadece kişinin sağlığını teşhis ve tedavi değil, onunla birlikte kişinin daha iyi hareket edebilmesi, aletleri kullanabilmesi veya gerekiyorsa kişi gibi bir robot yapılabilmesi konuları çok gelecek vaat ediyor. Ama açıkçası, teşhis-tedavi alanları kadar çok hızlı sonuçlar almayacak. Çünkü öncelik, bizim de önceliğimiz teşhis ve tedavide daha çok ilerleme sağlanması. Fonlarımızı öncelikli olarak bu alanlarda kullanıyoruz.”
Demir, bu çalışmaların filmlere de konu alan “kötü amaçlı kullanımıyla” ilgili olarak da alanda bazı etik değerlerin olması gerektiğini belirterek, fon verirken bu konulara da dikkat ettiklerini ve çalışmalarda bilginin doğru kullanılması ve şeffaflığa dair düzenlemeler yaptıklarını kaydetti.
AA
Pınar Öğünç’ün haberi
Google, yıl boyunca her ülkede en çok nelerin arandığını listeledi. ‘Muhteşem Kraliçe’ ne? Beşiktaş nerede dünya ikincisi? Niye herkes ‘Hazan nedir?’ diye soruyor? Listeleri tahlil edelim bakalım?
Canımız çektiğinde arama motoru nostaljisi yapabileceğimiz günlerdeyiz. Altavistada, Hotbotta o boşluğa bir şeyler yazıp aramakla, bugün neredeyse bir uzuv halini almış Googleda aramak arasında sadece his olarak bile fark var. Bekleme süresi, önerilen dosya sayısı kadar, mesela arama yaparken vücudun ekrana uzaklığı, sabır katsayısı ve tatmin yüzdesi de bambaşka Neticede başka bir devir
Google, her yılın sonunda, kim, neyi aradı, mevlasını mı buldu, belasını mı, soruşturmaları yayımlıyor. Milli sınırlara göre bölüyor, bir tür siyasi zamanın ruhu haritası hazırlıyor.
Bu veriler hem ülkenin toplumsal merak pusulasını gösterdiği gibi, derinine dair de malumat sunabiliyor. Misal, kim tahmin edebilirdi İsveçlilerin kafayı cacığa taktığını? 2010 boyunca en fazla merak edilen şey caciki İsveçte. Elimizde Türkiye listeleri var. Bir kısmı hiç şaşırtıcı olmasa da, listelerden fal bakmak mümkün
Beşiktaş damgası
Yükselen aramalarda Chatroulettein birinci sırada olması sürpriz değil. Muhabbet açmayınca anında geç denilebilen, istendiği kadar soyunulabilen bu kameralı sohbet fasilitesi tüm gezegende bu yıl pek revaçta olmuş. Küresel bir sevenleri buluşturma fenomeni.
İkinci sırada Milli Eğitim Bakanlığının bilişim sistemi Mebbis var. Buradan da güzel muhabbetten sonra en önem verdiğimiz mevuun eğitim olduğunu anlıyoruz. Aynı listede dokuzuncu sırada da veli bilgilendirme sistemi var zaten.
En çok arananlar listesine bakınca, buralarda Sık kullanılar hizmetinin pek sevilip benimsenmediği neticesi çıkıyor. Bir kişi, hadise ya da haberden çok arananlar birtakım web siteleri Bir kere Facebooku, Myneti, Hürriyeti sık kullanılanlara ya da tool bara kaydetsen mesele kalmayacak. Başka şey aramaya vakit kalır. Sonuçta Google mutludur bu durumdan.
Meşhurlara bir bakalım. İnternetin alıp yürümeye başladığı 94te hayata gözlerini açan, zaten biraz serpilince YouTubeda keşfedilen, lakin numarasını hiç anlamadığım Justin Bieber, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi memleketimizde de bir numara.
Sonraki sıralarda, bu yıl 7.3 milyon Euro mukabilinde Beşiktaşa getirilen Quaresma geliyor. Demek para bayılmadan önce herkes sıkı bir araştırmış kendisini. Hemen altında da transferi konuşulan Brezilyalı Robinho durduğuna göre Türkiyede internet kullanıcıların büyük kısmının Beşiktaşlı olduğunu çıkarabiliriz. Çünkü küresel verilere bakıldığında da, yıl boyunca Google Haberlerde en fazla aranan ikinci konu, afet yaşayan Haitiden sonra Beşiktaş Evet, bütün dünyada ikinci
Kasetli masetli onca badireden sonra Deniz Baykalın dördüncü sırada olması gayet normal. Soner Sarıkabadayı da malum yükselen bir yıldız. Fakat bu yazıyı yazarken ismi geçen iki insan için benim Googleden birer arama daha yapmam gerekti. Pardon, David Guetta Türkiyeye sık gelen bir prodüktörmüş. John Cena ise iyice muamma: Hiphop yıldızı bir güreşçi. Dikkatinizi çekerim, söz ettiğimiz Kırkpınar güreşleri değil. İnsanlarımız nelerle ilgiliymiş meğer.
Aşk nedir, söyle ey Google!
Şahsen en bayıldığım, Nedir? listesi Daha önce herhangi bir sitenin, blogun ziyaretçi kayıtlarına bakma şansınız olduysa, arama motorları kaynaklı gelenlerin umumiyetle bir sorunun peşine takıldığını görürsünüz. Ülkemizde arama motorları daha çok her halttan anlayan insan muamelesi görür, arama boşluğuna da bir soru cümlesi yazılır. Mesela Rüyada elma görmek ne demektir? denir, İş görüşmesinde Mükemmeliyetçi misiniz? sorusuna ne cevap verilir denir. Motor işi uzatmasın, net cevap versin istenir.
2010 boyunca en fazla Nedir? diye sorulanın Hazan olması ne hüzünlü Ama niye 2010, hazan yeni mi çıktı?
İkinci arayış da aynı hisli tonda: Aşk nedir?. Canım benim diyesi geliyor insanın. Sonrasında sırayla Bilgisayar, Teknoloji, Bilim ve Sanat merak edilmiş. Sekizinci sıraya oturan Cumhuriyet nedir? sorusu, siyasi iklim eşliğinde ele alındığında ayrıca düşündürücü.
Kore soap operası
En çok dinlenenler (Yani aslında korsan mp3ü indirilmek istenen mi?) listesinde tek kadının Demet Akalın olması, internet kullanıcılarının çoğunluğunun kadın olduğu neticesini verebilir. Soner Sarıkabadayının Tarkanı geçmesine ne demeli?
Bir de Araması yükselen TV dizileri listesi var. Spartacusun RTÜK korkusuna fena budandığı düşünülürse, muhtemelen kırpık parçalar için derin bir araştırma yapılmış yıl boyunca. Aşk ve Ceza, Gönülçelen gibi zaten çok izlenen dizilere dair araştırma yapılmış olması çok acayip değil. Beni en şaşırtan Muhteşem Kraliçe oldu; adını bile duymadığım bir dizi
Baktım, TRTde yayınlanan bir Kore soap operası Sonra birkaç sahne görmüş olduğumu hatırladım; Türkçe dublaj çekik göze hakikaten hiç yakışmıyor. Neticede Kraliçe sessiz sedasız muhteşem bir şekilde takip ediliyormuş.
Yumurtaya baktım, Türkiyeden en çok yumurta oyunları aranmış. Bir süredir omlet ya da menemen gelmiyor galiba akla.
Yükselen Aramalar
1. Chatroulette
2. Mebbis
3. KEY ödemeleri sorgulama
4. Markafoni
5. İzlesene müzik
6. Facebook giriş
7. Twitter
8. Hotmail.com.tr
9. Veli bilgilendirme sistemi
10. Türkçe İngilizce çeviri
En Çok Arananlar
1. Facebook
2. Mynet
3. Hürriyet
4. Milliyet
5. Oyun
6. Sahibinden
7. Video
8. Youtube
9. Araba
10. E-okul
En Hızlı Araması Yükselen Ünlüler
1. Justin Bieber
2. Quaresma
3. Robinho
4. Deniz Baykal
5. Soner Sarıkabadayı
6. Yıldız Usmanova
7. David Guetta
8. John Cena
9. Tarkan
10. Mustafa Ceceli
Nedir?
1. Hazan nedir?
2. Aşk nedir?
3. Bilgisayar nedir?
4. Teknoloji nedir?
5. Bilim nedir?
6. Sanat nedir?
7. Twitter nedir?
8. Cumhuriyet nedir?
9. Deprem nedir?
10. İletişim nedir?
Bu Sene Daha Çok Dinlemek İstiyorum
1. Soner Sarıkabadayı
2. Tarkan
3. Demet Akalın
4. Mustafa Ceceli
5. Emre Aydın
6. İsmail YK
7. Ferhat Göçer
Araması Yükselen TV Dizileri
1. Spartacus
2. Aşk ve Ceza
3. Gönülçelen
4. Sakarya Fırat
5. Çocuklar Duymasın
6. Muhteşem Kraliçe
7. Ezel
8. Unutulmaz
9. Geniş Aile
10. Kavak Yelleri